Yaşlı Devrimci — Cahit Çelikel

Yaşlı Devrimci
Cahit ÇelikelÖtüken Neşriyat
Yaşlı Devrimci
Cahit Çelikel2001 ekonomik krizinde insanlarımız 2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştı En acil vakalarda bile insanlar giderlerini ödeyemeyince hastanelere kabul edilmedi kabul edilenler de giderleri ödeyinceye kadar tutuklu kaldılar ölülerin cesetleri faturalar ödenmeden yakınlarına verilmedi Siyasal iktidar ise yalnızca rantiyeyi kurtarmayı amaçlıyordu Medya desteği ile bankalar mağdur faiz kutsal kılınmıştı İşte bu zeminde Cevdet Birincioğlu hem kanunun yaklaşımını hem de kendi yaşamının ahlakî eleştirisini yapıyor Onun yaşamı Ne bir roman ne de film konusu gibiydi Ama iç dünyasının ve düşüncelerinin fotoğrafı çekilebilse nasıl bir fırtına yaşadığı görülebilirdi Zaten her insanın hayatının bir roman olduğuna inanırdı Romancıların olayları önde tutmaları satranç oynayan insanların devinimsiz ve durağan bir konumda olduklarını düşünenlerin yanılgısı gibidir Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

Ötüken Neşriyat
2001 ekonomik krizinde insanlarımız 2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştı En acil vakalarda bile insanlar giderlerini ödeyemeyince hastanelere kabul edilmedi kabul edilenler de giderleri ödeyinceye kadar tutuklu kaldılar ölülerin cesetleri faturalar ödenmeden yakınlarına verilmedi Siyasal iktidar ise yalnızca rantiyeyi kurtarmayı amaçlıyordu Medya desteği ile bankalar mağdur faiz kutsal kılınmıştı İşte bu zeminde Cevdet Birincioğlu hem kanunun yaklaşımını hem de kendi yaşamının ahlakî eleştirisini yapıyor Onun yaşamı Ne bir roman ne de film konusu gibiydi Ama iç dünyasının ve düşüncelerinin fotoğrafı çekilebilse nasıl bir fırtına yaşadığı görülebilirdi Zaten her insanın hayatının bir roman olduğuna inanırdı Romancıların olayları önde tutmaları satranç oynayan insanların devinimsiz ve durağan bir konumda olduklarını düşünenlerin yanılgısı gibidir Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

Ötüken Neşriyat
2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştığımız 2001 ekonomik krizi Parasızlık sebebiyle vakanın âciliyetine bakılmaksızın hastane kapısından çevrilen giderleri ödenmediği için hastanede tutuklu kalan ya da cesetleri yakınlarına verilmeyen insanlarımız Rantiyeyi kurtarmaktan başka derdi olmayan siyasal iktidar Böyle bir ortamda kendi yaşamının ve düzenin ahlakî eleştirisini yapan Cevdet Birincioğlu Onun yaşamı bir roman ya da film değildir Haksız yere durağanlıkla itham edilen bir satranç oyunculuğudur Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

ÖTÜKEN NEŞRİYAT
2001 ekonomik krizinde insanlarımız 2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştı En acil vakalarda bile insanlar giderlerini ödeyemeyince hastanelere kabul edilmedi kabul edilenler de giderleri ödeyinceye kadar tutuklu kaldılar ölülerin cesetleri faturalar ödenmeden yakınlarına verilmedi Siyasal iktidar ise yalnızca rantiyeyi kurtarmayı amaçlıyordu Medya desteği ile bankalar mağdur faiz kutsal kılınmıştı İşte bu zeminde Cevdet Birincioğlu hem kanunun yaklaşımını hem de kendi yaşamının ahlakî eleştirisini yapıyor Onun yaşamı Ne bir roman ne de film konusu gibiydi Ama iç dünyasının ve düşüncelerinin fotoğrafı çekilebilse nasıl bir fırtına yaşadığı görülebilirdi Zaten her insanın hayatının bir roman olduğuna inanırdı Romancıların olayları önde tutmaları satranç oynayan insanların devinimsiz ve durağan bir konumda olduklarını düşünenlerin yanılgısı gibidir Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

Ötüken Neşriyat
2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştığımız 2001 ekonomik krizi Parasızlık sebebiyle vakanın âciliyetine bakılmaksızın hastane kapısından çevrilen giderleri ödenmediği için hastanede tutuklu kalan ya da cesetleri yakınlarına verilmeyen insanlarımız Rantiyeyi kurtarmaktan başka derdi olmayan siyasal iktidar Böyle bir ortamda kendi yaşamının ve düzenin ahlakî eleştirisini yapan Cevdet Birincioğlu Onun yaşamı bir roman ya da film değildir Haksız yere durağanlıkla itham edilen bir satranç oyunculuğudur Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

Ötüken
2001 ekonomik krizinde insanlarımız 2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştı En acil vakalarda bile insanlar giderlerini ödeyemeyince hastanelere kabul edilmedi kabul edilenler de giderleri ödeyinceye kadar tutuklu kaldılar ölülerin cesetleri faturalar ödenmeden yakınlarına verilmedi Siyasal iktidar ise yalnızca rantiyeyi kurtarmayı amaçlıyordu Medya desteği ile bankalar mağdur faiz kutsal kılınmıştı İşte bu zeminde Cevdet Birincioğlu hem kanunun yaklaşımını hem de kendi yaşamının ahlakî eleştirisini yapıyor Onun yaşamı Ne bir roman ne de film konusu gibiydi Ama iç dünyasının ve düşüncelerinin fotoğrafı çekilebilse nasıl bir fırtına yaşadığı görülebilirdi Zaten her insanın hayatının bir roman olduğuna inanırdı Romancıların olayları önde tutmaları satranç oynayan insanların devinimsiz ve durağan bir konumda olduklarını düşünenlerin yanılgısı gibidir Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir

Ötüken Neşriyat
2001 ekonomik krizinde insanlarımız 2 Dünya Savaşında olduğundan daha çok yoksullaştı En acil vakalarda bile insanlar giderlerini ödeyemeyince hastanelere kabul edilmedi kabul edilenler de giderleri ödeyinceye kadar tutuklu kaldılar ölülerin cesetleri faturalar ödenmeden yakınlarına verilmedi Siyasal iktidar ise yalnızca rantiyeyi kurtarmayı amaçlıyordu Medya desteği ile bankalar mağdur faiz kutsal kılınmıştı İşte bu zeminde Cevdet Birincioğlu hem kanunun yaklaşımını hem de kendi yaşamının ahlakî eleştirisini yapıyor Onun yaşamı Ne bir roman ne de film konusu gibiydi Ama iç dünyasının ve düşüncelerinin fotoğrafı çekilebilse nasıl bir fırtına yaşadığı görülebilirdi Zaten her insanın hayatının bir roman olduğuna inanırdı Romancıların olayları önde tutmaları satranç oynayan insanların devinimsiz ve durağan bir konumda olduklarını düşünenlerin yanılgısı gibidir Oysaki satranç oyuncuları çok kere yüz metre koşan atlet kadar enerji tüketir maraton koşucusunun finalde duyduğu bitkinliği duyar ve bazen de köşede sıkıştırılmış yumruk yağmuru altında kalan boksör kadar acı hisseder İşte Cevdet Birincioğlu nun yaşamı böyle alışılmış sıradan bir yaşamın fırtınasından ibarettir