MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yatırım Fonlarının Hukuki Mahiyeti — Cemal Kalkan

Yatırım Fonlarının Hukuki Mahiyeti
160,03
GenelDiğerAnasayfa

Yatırım Fonlarının Hukuki Mahiyeti

Cemal Kalkan

Fecr Yayınları

2026-03-281. baskı192 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Yatırım Fonlarının Hukuki Mahiyeti

Cemal Kalkan

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Kitap Yurdu
187,50

FECR YAYINEVİ

28.03.2026192 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Şehadet Kitap
187,50

Fecr Yayınları

2026192 sf.
Şehadet Kitap

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Kitap Sepeti
195,00

Fecr Yayınları

2026192 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Kitap Ambarı
200,00

Fecr Yayınları

2026192 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir Tanıtım Bülteninden

Benli Kitap
200,00

Fecr Yayınları

2026-03-281. baskı192 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Ekin Kitap
205,00

Fecr Yayınları

Mart 2026192 sf.
Ekin Kitap

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir

Nobel Kitap
220,00

Fecr Yayınları

2026192 sf.
Ciltsiz13x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Yatırım fonları tasarruf sahibi yatırımcılardan toplanan paralarla oluşturulan ve riskin dağıtılması ilkesi doğrultusunda çeşitli varlıklara yatırım yapılmasını sağlayan malvarlıklarını ifade etmektedir Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu fonlar ilk bakışta iki taraflı bir sözleşme ilişkisi izlenimi verse de gerçekte çok taraflı ve karmaşık bir hukukî yapı arz etmektedir Bu nedenle yatırım fonlarının hukukî mahiyetinin belirlenebilmesi için fon tarafları arasındaki ilişkilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir Bu ilişkiler içinde fonun temel işleyişini belirleyen en önemli hukukî bağ ise portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkidir Türk mevzuatında bu ilişkiyi doğrudan düzenleyen belirli bir sözleşme tipi bulunmamaktadır Bu sebeple ilişkinin hukukî niteliği fon içtüzüğü ve izahname hükümleri esas alınarak belirlenmekte ve Türk hukuk literatüründe kolektif yatırım sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir İslâm hukuku bakımından ise söz konusu ilişki yöneticinin belirli bir ücret alması hâlinde ücretli vekâlet kârdan pay alması durumunda mudârebe ve fon portföyüne ortak olması hâlinde ise inân şirketi diye temellendirilmektedir Türkiye de faaliyet gösteren yatırım fonlarının mahiyetini ele alan İslâm hukukçuları fon yöneticisine belli bir ücret ödenmesinden hareketle taraflar arasındaki ilişkiyi vekâlet akdi çerçevesinde değerlendirmektedir Böylece fon yöneticisine ödenen yönetim ücreti vekâlet akdinin doğal bir sonucu olarak kabul edilirken belirli bir hedefin gerçekleşmesine bağlı olarak tahakkuk eden performans ücreti de cuâle akdi kapsamında izah edilmektedir Katılma paylarının piyasa değeri üzerinden iade edilmesi sermaye garantisi doğurmadığından İslam hukuku bakımından meşru kabul edilmektedir Fon malvarlığının inançlı mülkiyet esasına göre portföy yönetim şirketi adına kayıtlı olması ise İslam hukuk literatüründe bey bi l vefâ kapsamında tartışılan sınırlı mülkiyet anlayışıyla benzerlik göstermektedir