MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yeni Medya ve Etik Ayın Karanlık Yüzü — Mutlu Binark

Yeni Medya ve Etik Ayın Karanlık Yüzü
145,00
Dünya TarihKültür Ve Bilim

Yeni Medya ve Etik Ayın Karanlık Yüzü

Mutlu Binark

Kalkedon Yayıncılık

Nisan 20182. baskı168 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita KitapEn ucuz

Yeni Medya ve Etik Ayın Karanlık Yüzü

Mutlu Binark

Etik insanın dünyayı ve bu dünyayla etkileşimini anlamlandırma çabasında ussal olarak oluşturduğu ilkelerin kurduğu bir düzen Bu anlamda etik anlayışının tam olarak ne zaman başladığını bilmesek de varlığını hep sürdürdüğünü biliyoruz Artık etik diye bir şey kalmadığından yakınanlar bile bunu kafalarındaki bir etik anlayışa dayanarak söylüyorlar Hatta toplumsal gelişmelerin insanlar arası iletişimi daha karmaşık ve aracılı hale getirdiği bu aşamada etiğin ortadan kalkmak bir yana tam tersine daha da önemli hale geldiği söylenebilir Toplumsal ilişkilerde iletişimin önemi ve ağırlığı arttıkça iletişim etiği de giderek daha çok gündeme geliyor Bunun başlıca iki nedeninden söz edilebilir Birincisi düzenleyici kuralların çoğu zaman toplumsal değişimin hızına ayak uyduramaması Bir kuralın yayılıp benimsenip yerleşmesi belli bir zaman alırken özellikle toplumsal değişmelerin hızlı gerçekleştiği dönemlerde kural ihlalleri istisna olmaktan çıkıp norm haline gelebiliyor Kuralı çiğnemenin getirisinin kurala uymanınkinden fazla olduğu ortamlarda yokluğu en çok duyulan şey etik olduğu için aç bir insanın sürekli yemekten söz etmesi gibi en çok konuşulan şey de etik oluyor İkincisi ise tartışmaları yalnızca etikle sınırlandırmanın zararsız olması Ağır bir yaptırım içermediği için toplumsal pek çok sorunu çoklu bağlamlar yerine yalnızca etik alanında tartışmak bazen kural ihlallerinin arkasındaki iktidar yapılarının sorgulanmasını da gözlerden saklayan bir işlev görüyor Sorunların nedenlerine inerek daha radikal çözümler aramak yerine sonuçları iyi kötü ya da doğru yanlış ekseninde ayırarak olumsuz olanları yasaklamak yüzeysel kalabiliyor Bir de söz konusu kurallar çoğunluğu kapsamıyor ve kuralların uygulanmasını sağlayacak mekanizmalar da geliştirilmiyorsa etik konusu toplumsal kökenlerinden soyutlanıp neredeyse bireysel vicdanlara hapsediliyor Bu noktada her şeyin etikle çözülemeyeceğinin bilincinde olmak önemli ama sinik bir tavırla etiği insan eyleminin tamamen dışında bırakmak da çoğu zaman var olan iktidar yapılarının sürdürülmesine hizmet edebiliyor Çünkü etik davranışların arkasında yatan ilkeleri kavramayı sorgulamayı yargılamayı hesap sormayı ve iyinin aranmasında sürekli uslamlama yapmayı sağlıyor İletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yayılması bu teknolojilere bağlı toplumsal etkinlik alanlarını genişleterek tüm teknolojik gelişmelerde olduğu gibi çeşitli düzeylerde etik sorunlarla yüzleşilmesini gerektirdi Çünkü iletişim ağlarının yönetimi konusu teknolojinin tasarlanacağı biçimden bu teknolojiyi kimlerin nasıl ve ne kadar kullanacağının belirlenmesine kadar değişen durumlarda kararlar alınmasını ve etik seçimler yapılmasını içerir Dolayısıyla yeni medya konusu da etik meselelerden ayrı düşünülemez Filtrelemeden entelektüel mülkiyet haklarının korunmasına kadar teknik araçlarla ilgiliymiş gibi görünen pek çok konu bile filtreleme ölçütlerini kimin oluşturacağından hakkın nasıl tanımlanacağına kadar toplumsal ve etik seçimlerle ilgilidir Teknoloji boşlukta gelişmediği tam tersine siyasal seçimlerle ilgili olduğu için toplumsal diyalog ve toplumsal sorumluluk gibi kavramların daha insani ağlar yaratabilmek için yapılacak düzenlemelere rehberlik etmesi gerekiyor İletişim alanının düzenlenmesinde gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu ise alanın özgürlüklerle iç içe olması Kişilerin ifade özgürlüğü hakkı ve bilgi edinme hakkı gibi temel haklarını kullanabilmeleri için sorunlar karşısında kısıtlayıcı sınırlandırıcı baskıcı yasalara başvurmak yerine etik bilincin yerleştirilmesi yeni medya alanında daha bir önem kazanıyor Öte yandan yeni medyanın siber suçları ve gözetimi artırma gibi tehlikeli yanlarına ilişkin hukuksal düzenlemeler için de moral panik yaratmak yerine kişi hak ve özgürlüklerinin kişisel bilgilerin mahremiyetin korunmasında yasalara rehberlik edecek etik ilkelerin geliştirilmesi gerekiyor Elinizdeki kitap sözü edilen eksikliklerin giderilmesinde önemli bir katkı sunuyor Ortadoğudaki gelişmeler ve Gezi Parkı Direnişi nin de gösterdiği gibi siber uzamdaki sorunları ele almada yetersiz kalan geleneksel medyaya ilişkin etik tartışmasını yeni medya bağlamında yeniden ele alıyor Binark ve Bayraktutan bu çalışmada yeni medya ortamlarındaki etik sorunları saha çalışmasının bulgularıyla değerlendiriyorlar Yeni medya profesyonelleri sivil toplum kuruluşlarının kamu kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin temsilcileri akademisyenler hukukçular gibi çok sayıda kişinin düşünce ve deneyimlerini içermesi de çalışmanın bir diğer katkısı Ruhdan Uzun

Yaykoop
183,75

Kalkedon Yayınları

20151. baskı272 sf.
Karton Kapak13,5*21Kitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

J M Keynes in Şubat 1936 yılında İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi adı altında yayınlamış olduğu kitap kapitalizmin 20 yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren yaşamaya başladığı iktisadî kriz ortamının bir ürünü olarak değerlendirilebilir Genel Teori nin iktisadî istikrarın sağlanmasına ilişkin devletin ekonomiye müdahale etme gerekliliği belirsizlik altında alınacak iktisadî kararlar ve en nihayetinde de dünya ekonomisine ilişkin kurumsal yapıların oluşturulmasına yönelik kaygıları içinde barındırdığını belirtmek mümkündür Bunun ötesinde Genel Teori günümüz makroiktisadının da gelişmesi açısından ortaya konan ilk çalışma olma niteliğine sahiptir Genel Teori ister yayınlandığı tarihte yaşanmakta olan iktisadî krizin aşılmasına ilişkin çözüm yollarını sunması açısından önemsensin isterse de dönemde söz konusu krizin çözümüne ilişkin elde başkaca kaynak olmaması temelinde değerlendirilerek hafife alınsın kapitalizmin 20 yüzyıldaki iktisadî krizine çözüm sağladığı bir vakıadır Bunun ötesinde Genel Teori de sunulan iktisadî politika çözümlemelerinin 1960 lı yılların sonuna kadar kapitalizmin uzun genişleme dönemini yani Altın Çağı nı yaşamasını mümkün kıldığı da görmezlikten gelinemez Ancak bu tarihten sonra Keynes İktisadı nın değil ama Keynesyen iktisadın işlevini yitirmesinin yanı sıra yenidünya düzeni düşüncesi çerçevesinde devreye sokulan monetarist iktisat politikası ve uygulamalarının beslediği neoliberal iktisat politikaları dünya ekonomisinde hâkimiyet kurmuştur Bu noktadan hareketle 21 yüzyılın başında yani 2007 yılı sonundan itibaren kapitalist dünya sisteminin yeni derin ve büyük bir iktisadî kriz yaşamaya başlaması genelde kapitalizmin iç dinamiklerinin kaçınılmaz bir sonucu olsa da özelde 1970 li yıllardan itibaren uygulanagelen neoliberal iktisat politikalarının bir ürünü olduğu söylenebilir Elan yaşanmakta olan dünya iktisadî krizini çözmeye yönelik şu ana kadar devreye sokulan ve ağırlıklı olarak monetarist iktisadî politikalar niteliğine sahip uygulamaların pek de işe yaramamış olduğu görüntüsünü vermesi Keynesyen iktisat politikalarının da bir iktisadî politika bileşeni olarak devreye sokulup sokulmaması tartışmalarını gündeme oturtmuştur Tam da bu aşamada yani 2007 yılından bu yana sürmekte olan iktisadî krize çözüm bulma arayışında Keynesyen iktisat politikalarının yararlılığının söz konusu edilebilmesi bu politika uygulamasının devreye sokulduğu dünya iktisadî konjonktürünün hatırlanmasını kaçınılmaz kılmaktadır Bir başka deyişle Keynesyen iktisat politikalarının uygulandığı dönemde elde ettiği bir başarıdan söz edilecekse bu başarı söz konusu iktisadî politika uygulamalarının ilgili dönemde yaşanan sorunlar ve münhasıran bu sorunlara yönelik politika uygulamaları olması nedeniyledir Bunun yanı sıra 1939 1945 yılları arasında yaşanan II Savaş ın da Keynesyen iktisadî politikaların başarı elde etmesinde hiç tereddütsüz katkıda bulunduğu da ayrıca unutulmamalıdır Bu nedenle 1929 ve 2007 yılı iktisadî krizlerini yaratan dünya iktisadî koşullarının beraberinde getirdiği sorunların ve gelişmelerin farklılığı veri iken şu günlerde yaşanmakta olan iktisadî sorunlara yönelik uygulamaların pek de etkin olmaması karşısında Keynesyen iktisadî politikaların tereddütsüz devreye sokulması biçimindeki tartışmaların çok da rasyonel olduğu söylenemez Yapılan bu derlemede hâlihazırda yaşanmakta olan iktisadî krize ilişkin Keynes çözümlemelerini ön plâna çıkaran metinlerin ortaya konması hedefi güdülmemiştir Hedeflenen Genel Teori de yer alıp da yaygın olarak üzerinde fazlaca durulmamış konuların günümüzdeki iktisadî gelişmeler veri iken bir kez daha ele alınması ve değerlendirilmesine yöneliktir Hâl bu olduğunda derlemede yer alan çalışmaların sürmekte olan iktisadî krizin çözümüne yönelik Keynes İktisadı na başvurulup vurulmaması gereği tartışmalarına da ışık tutacağına inanılmaktadır