Yeniçağ Felsefesinde Apriori Problemi — Uluğ Nutku

Yeniçağ Felsefesinde Apriori Problemi
Uluğ NutkuDoğu Batı Yayınları
Yeniçağ Felsefesinde Apriori Problemi
Uluğ NutkuBir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bı rakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sı nırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür Tanıtım Bülteninden

Doğu Batı Yayınları
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki me tafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çek mez Ama modern çağın başlangıcında yeni bi limlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bun ların etrafında zuhur eden yeni prob lemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bı rakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sı nırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Des cartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyona listlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ay rılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Loc ke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleriyer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kav ramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Ye niçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insa nın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşün cesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür

DOĞU BATI YAYINLARI
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki me tafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çek mez Ama modern çağın başlangıcında yeni bi limlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bun ların etrafında zuhur eden yeni prob lemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bı rakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sı nırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Des cartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyona listlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ay rılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Loc ke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kav ramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Ye niçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insa nın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşün cesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür

Doğu Batı Yayınları
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sınırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür

Doğu-Batı
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sınırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür

Doğu Batı Yayınları
Uluğ Nutku tarafından kaleme alınan Yeniçağ Felsefesinde Apriori Problemi Doğu Batı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Yeniçağ Felsefesinde Apriori Problemi Uluğ Nutku Kitap Özeti Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sınırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür Yayınevi Doğu Batı Yayınları Yazar Uluğ Nutku Sayfa 109 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Haziran 2020 Barkod 9786055063832 Kategori Düşünce

Doğu Batı Yayınları
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sınırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür

DOĞU BATI YAYINLARI
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bı rakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sı nırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür Tanıtım Bülteninden Yayınevi DOĞU BATI YAYINLARI Yazar ULUĞ NUTKU Baskı 1 BASKI Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 106 SAYFA Yıl 2016

Doğu Batı Yayınları
Bir felsefe disiplini olarak Epistemoloji belki metafizik etik estetik tarih dil vb felsefeleri kadar ilgi çekmez Ama modern çağın başlangıcında yeni bilimlerin ortaya çıkmasında kanun özelliği kazanan bilgiler ile bunların etrafında zuhur eden yeni problemler örgüsü üzerindeki düşüncelerin son derece belirleyici etkisi olur İnsan bilgisinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilginin kaynağı ve kökeni şüpheye yer bı rakmayacak şekilde kesin bilginin mümkün olup olmadığı insanın bilme yeteneği ve neyi bilip neyi bilemeyeceği gibi sorular ve tartışmalar üzerinden Batı düşüncesinin şekillendiğini ve dünyadaki diğer düşünüş biçimlerinden ayrıldığını görürüz Varlığın bir bütün olarak kavranılmasında insanın varlıktaki yerinin belirlenmesi bakımından bilgi sı nırları içinde insan görüşünün tebarüz ettirilmesi üzerine yapılan bu tartışmalarda bir yanda Descartes Leibniz gibi Kıta felsefecilerinin rasyonalistlerin akılda doğuştan a priori bilgilerin idelerin ve ilkelerin olduğu kesin bilgilerin yanıltıcı bilgiden ayrılabileceği gibi düşünceleri varken diğer yanda Locke Hume gibi İngiliz empiristlerin zihnin tabula rasa olduğu tecrübenin ve ampirik verilerin mutlaklaşması düşünceleri yer alır Ve tüm bunların üzerinde Kant ın eleştirel düşüncesi yükselir Bilme uğraşının hem metafizik hem de bilim olma yönünde kavramsız algılar kör algısız kavramlar boştur diyerek kriterleri belirleyen odur Yeniçağ da yeni bilimlerin ortaya çıkmasında ve insanın bilme gücünün özgüven patlaması yaşamasında tüm bu tartışmaların ve neticesinde de Batı düşüncesinde bilginin sınırlarını kesin olarak çizen Kant ın rolü büyüktür Tanıtım Bülteninden