Yeryüzünde Üç Gece — Yeşim Erbay

Yeryüzünde Üç Gece
Yeşim ErbayCinius Yayınları
Yeryüzünde Üç Gece
Yeşim ErbayRuhların kökü hiç durmadan acı çekerek devinmeye devam ederken gölün esrarlı ve karanlık pençe pençe kar dudaklarında ateşten geçirilen altın denizin dibinde duran inci köpük köpük ırmaklar Abartılı ve atak çoğul bir hadise ile ölümlü zaman ve mekânda acı ve yakınlık duyarak kaygılanan birarada olamayışın kaçı nı lamaz olanı sahici olanın yabani karanlığında nefes nefese inleyen aç kalmış bir kurt gibi ulumakta kendini bildiren çatal boynuzlu uzaklık ay kı rılık eski ve uyumsuz bir dayatmayı esareti andırır ki öyledir Korku ve beklenti özgürlük tarafı gözetip sağaltmadığından kendini inşası an tarafından atomlarından kuşatılmış ağ rı hileli harp isteme ve y ol b ağ değil mi ki ölü derinliklerinin derin in de köklerini yiyen açlık susuzluk d ağın sırtıdır dil Kemikleri bir bir kırılan haykırış dalları hırpalayan s ağır yel ki çarpıp durduğu oyulmuş duvarlar sefil ve günahkâr tımarhane taştı da taştı gömü inleyen su sapsarı yapraklar kum kıpkırmızı Dayanmak katlanmak ve bırakmak arasında bağışlan a mayan kan döken bozgun daha iyi daha mümkün hâle yaklaşmak dahası pek çok şey anlamını yitiriyor gibi Dayatılabilir değil hiçbir zevk tutulabilir değil hiçbir an yığılmış susar düşün ne atlar geçebiliyor ırmağı ne de kaygı çiğneyebiliyor titreşen yerin esinini Anın güncesinde zembereğinden boşalan söylen me miş şey ler ki h iç yalnızca ve her şeyin orta yerinde yana yana acı acı öten deli bülbül

Cinius Yayınları
Ruhların kökü hiç durmadan acı çekerek devinmeye devam ederken gölün esrarlı ve karanlık pençe pençe kar dudaklarında ateşten geçirilen altın denizin dibinde duran inci köpük köpük ırmaklar Abartılı ve atak çoğul bir hadise ile ölümlü zaman ve mekânda acı ve yakınlık duyarak kaygılanan birarada olamayışın kaçı nı lamaz olanı sahici olanın yabani karanlığında nefes nefese inleyen aç kalmış bir kurt gibi ulumakta kendini bildiren çatal boynuzlu uzaklık ay kı rılık eski ve uyumsuz bir dayatmayı esareti andırır ki öyledir Korku ve beklenti özgürlük tarafı gözetip sağaltmadığından kendini inşası an tarafından atomlarından kuşatılmış ağ rı hileli harp isteme ve y ol b ağ değil mi ki ölü derinliklerinin derin in de köklerini yiyen açlık susuzluk d ağın sırtıdır dil Kemikleri bir bir kırılan haykırış dalları hırpalayan s ağır yel ki çarpıp durduğu oyulmuş duvarlar sefil ve günahkâr tımarhane taştı da taştı gömü inleyen su sapsarı yapraklar kum kıpkırmızı Dayanmak katlanmak ve bırakmak arasında bağışlan a mayan kan döken bozgun daha iyi daha mümkün hâle yaklaşmak dahası pek çok şey anlamını yitiriyor gibi Dayatılabilir değil hiçbir zevk tutulabilir değil hiçbir an yığılmış susar düşün ne atlar geçebiliyor ırmağı ne de kaygı çiğneyebiliyor titreşen yerin esinini Anın güncesinde zembereğinden boşalan söylen me miş şey ler ki h iç yalnızca ve her şeyin orta yerinde yana yana acı acı öten deli bülbül

Cinius Yayınları
Ruhların kökü hiç durmadan acı çekerek devinmeye devam ederken gölün esrarlı ve karanlık pençe pençe kar dudaklarında ateşten geçirilen altın denizin dibinde duran inci köpük köpük ırmaklar Abartılı ve atak çoğul bir hadise ile ölümlü zaman ve mekânda acı ve yakınlık duyarak kaygılanan birarada olamayışın kaçı nı lamaz olanı sahici olanın yabani karanlığında nefes nefese inleyen aç kalmış bir kurt gibi ulumakta kendini bildiren çatal boynuzlu uzaklık ay kı rılık eski ve uyumsuz bir dayatmayı esareti andırır ki öyledir Korku ve beklenti özgürlük tarafı gözetip sağaltmadığından kendini inşası an tarafından atomlarından kuşatılmış ağ rı hileli harp isteme ve y ol b ağ değil mi ki ölü derinliklerinin derin in de köklerini yiyen açlık susuzluk d ağın sırtıdır dil Kemikleri bir bir kırılan haykırış dalları hırpalayan s ağır yel ki çarpıp durduğu oyulmuş duvarlar sefil ve günahkâr tımarhane taştı da taştı gömü inleyen su sapsarı yapraklar kum kıpkırmızı Dayanmak katlanmak ve bırakmak arasında bağışlan a mayan kan döken bozgun daha iyi daha mümkün hâle yaklaşmak dahası pek çok şey anlamını yitiriyor gibi Dayatılabilir değil hiçbir zevk tutulabilir değil hiçbir an yığılmış susar düşün ne atlar geçebiliyor ırmağı ne de kaygı çiğneyebiliyor titreşen yerin esinini Anın güncesinde zembereğinden boşalan söylen me miş şey ler ki h iç yalnızca ve her şeyin orta yerinde yana yana acı acı öten deli bülbül

Cinius
Ruhların kökü hiç durmadan acı çekerek devinmeye devam ederken gölün esrarlı ve karanlık pençe pençe kar dudaklarında ateşten geçirilen altın denizin dibinde duran inci köpük köpük ırmaklar Abartılı ve atak çoğul bir hadise ile ölümlü zaman ve mekânda acı ve yakınlık duyarak kaygılanan birarada olamayışın kaçı nı lamaz olanı sahici olanın yabani karanlığında nefes nefese inleyen aç kalmış bir kurt gibi ulumakta kendini bildiren çatal boynuzlu uzaklık ay kı rılık eski ve uyumsuz bir dayatmayı esareti andırır ki öyledir Korku ve beklenti özgürlük tarafı gözetip sağaltmadığından kendini inşası an tarafından atomlarından kuşatılmış ağ rı hileli harp isteme ve y ol b ağ değil mi ki ölü derinliklerinin derin in de köklerini yiyen açlık susuzluk d ağın sırtıdır dil Kemikleri bir bir kırılan haykırış dalları hırpalayan s ağır yel ki çarpıp durduğu oyulmuş duvarlar sefil ve günahkâr tımarhane taştı da taştı gömü inleyen su sapsarı yapraklar kum kıpkırmızı Dayanmak katlanmak ve bırakmak arasında bağışlan a mayan kan döken bozgun daha iyi daha mümkün hâle yaklaşmak dahası pek çok şey anlamını yitiriyor gibi Dayatılabilir değil hiçbir zevk tutulabilir değil hiçbir an yığılmış susar düşün ne atlar geçebiliyor ırmağı ne de kaygı çiğneyebiliyor titreşen yerin esinini Anın güncesinde zembereğinden boşalan söylen me miş şey ler ki h iç yalnızca ve her şeyin orta yerinde yana yana acı acı öten deli bülbül