Yeryüzündeki Dinler Tarihi — Ömer Rıza Doğrul

Yeryüzündeki Dinler Tarihi
Ömer Rıza DoğrulBüyüyen Ay Yayınları
Yeryüzündeki Dinler Tarihi
Ömer Rıza DoğrulDinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul

Dorlion Yayınevi
Din insanın yaşayış tarzını etkilerken yaşam insanı daha çok dinin içine iten bir kuvvet hâlini alıyor En azından ilkel insanların yaşamında bunu görmek bu eserin temasında pekâlâ imkân dairesindedir Yazar dinleri kendi bilgi birikimi ve zihin dünyasının ekseninde ele alırken onun yaklaşımlarının sizi iyi bir muhakeme sahasına çekeceği su götürmez bir gerçektir

Büyüyenay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul

Büyüyenay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul Tanıtım Bülteninden
Yeryüzündeki Dinler Tarihi
Ömer Rıza Doğrul
Büyüyen Ay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul

Büyüyen Ay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul

DORLİON YAYINLARI
Din insanın yaşayış tarzını etkilerken yaşam insanı daha çok dinin içine iten bir kuvvet hâlini alıyor En azından ilkel insanların yaşamında bunu görmek bu eserin temasında pekâlâ imkân dairesindedir Yazar dinleri kendi bilgi birikimi ve zihin dünyasının ekseninde ele alırken onun yaklaşımlarının sizi iyi bir muhakeme sahasına çekeceği su götürmez bir gerçektir

Dorlion Yayınevi
Din insanın yaşayış tarzını etkilerken yaşam insanı daha çok dinin içine iten bir kuvvet hâlini alıyor En azından ilkel insanların yaşamında bunu görmek bu eserin temasında pekâlâ imkân dairesindedir Yazar dinleri kendi bilgi birikimi ve zihin dünyasının ekseninde ele alırken onun yaklaşımlarının sizi iyi bir muhakeme sahasına çekeceği su götürmez bir gerçektir

Büyüyen Ay
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul

Bilgeoğuz Yayınları
Yeryüzündeki Dinler Tarihi

Dorlion Yayınevi
Din insanın yaşayış tarzını etkilerken yaşam insanı daha çok dinin içine iten bir kuvvet hâlini alıyor En azından ilkel insanların yaşamında bunu görmek bu eserin temasında pekâlâ imkân dairesindedir Yazar dinleri kendi bilgi birikimi ve zihin dünyasının ekseninde ele alırken onun yaklaşımlarının sizi iyi bir muhakeme sahasına çekeceği su götürmez bir gerçektir Yayınevi Dorlion Yayınevi Yazar Ömer Rıza Doğrul Sayfa 408 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mayıs 2023 Barkod 9786253680671 Kategori Dinler Tarihi

Büyüyen Ay Yayınları
Ömer Rıza Doğrul tarafından kaleme alınan Yeryüzündeki Dinler Tarihi Büyüyen Ay Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Yeryüzündeki Dinler Tarihi Ömer Rıza Doğrul Kitap Özeti Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul Yayınevi Büyüyen Ay Yayınları Yazar Ömer Rıza Doğrul Sayfa 432 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2025 Barkod 9786256299672 Kategori Dinler Tarihi

Dorlion Yayınları
Din insanın yaşayış tarzını etkilerken yaşam insanı daha çok dinin içine iten bir kuvvet hâlini alıyor En azından ilkel insanların yaşamında bunu görmek bu eserin temasında pekâlâ imkân dairesindedir Yazar dinleri kendi bilgi birikimi ve zihin dünyasının ekseninde ele alırken onun yaklaşımlarının sizi iyi bir muhakeme sahasına çekeceği su götürmez bir gerçektir

Büyüyen Ay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olac

Büyüyenay Yayınları
Dinin doğuşu hakkında bizim kendimize göre bir İslâmî telakkimiz vardır ki ilmin onu teyit etmediği söylenemediği gibi onu reddettiğini söylemeye de imkân yoktur Bu telakkiye göre insanın yeryüzünde peyda olması ile Allah ı tanıması ve Allah ın hidayetine ermesi bir olmuştur Çünkü Allah a tapmak beşer fıtratının gereklerindendir ve insan akıl sahibi olarak yaşamaya başladığı günden beri vicdanında ve şuurunda din hissinin çalkandığını hissetmiştir İnsan bu hissin hidayetiyle ve Allah ın vahyi ve ilhamıyla Allah a tapmış sonra bu dünya yaşayışı sırasında onun içindeki bu his ve bu şuur soysuzlaşmış ve insan Allah ı bırakarak başka şeylere tapmış türlü türlü sapıklıklar içinde yaşamıştır Kur ân Biz insanı en güzel kıvam üzere yarattık Sonra esfele alçaklıkların en koyusuna bataklıkların tâ dibine yuvarladık der Yani en güzel kıvam üzere yaratılan insan bu kıvamı bozarak din namına bataklıklar içinde yüzmüş ve bu bataklıkların dibini boylayacak derecede alçaldıkça alçalmıştır Bunun bize anlattığı hakikat şudur İnsan tâ başlangıçta en doğru din üzerinde iken yeryüzündeki yaşayışın icaplarına kapılmış maneviyatını semavîleştireceğine topraklaştırarak alçalmış ve bu alçalışını putperestliğin çeşit çeşit şekillerine sapmakla göstermiştir Beşerin ilk dini en doğru dindi ve tevhit dini idi Fakat beşer bu itikadın değerini onun kalbine verdiği kudret ve kuvveti vicdanında uyandırdığı aydınlığı anlamayarak maddeden ve her şeyden korkmuş bu korkularını tatmin için maddeye tapmış arza hâkim olmak üzere yaratıldığı hâlde kendini arzın mahkûmu saymış bu mahkûmiyet yüzünden kendine bir sürü yükler yüklemiş ve bu yüklerin altında ezilip durmuş kendini bu mahkûmiyetten kurtarması yüzlerce asrın emeğiyle mümkün olmuş ve bu kurtuluş İslâm dini ile kemalini bulmuştur Ömer Rıza Doğrul Bizim telakkimizin özü budur ve bugün de bu telakkiyi çürütecek bir ilim nazariyesi yoktur Kimbilir belki yarın bu telakkiyi kuvvetlendirecek nazariyeler peyda olacaktır Ömer Rıza Doğrul Tanıtım Bülteninden

Bilgeoğuz Yayınları
Yeryüzündeki Dinler Tarihi

Bilgeoğuz
Yeryüzündeki Dinler Tarihi