MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yılan Irmağı — Mustafa Kaplan

Yılan Irmağı
151,20
RomanROMAN ÖYKÜRoman Yerli

Yılan Irmağı

Mustafa Kaplan

Gece Kitaplığı

2025176 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Yılan Irmağı

Mustafa Kaplan

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür

Kitap Yurdu
163,80

GECE KİTAPLIĞI

25.11.2025176 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür

Kitap Ambarı
166,32

Gece Kitaplığı

2025176 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür Tanıtım Bülteninden

Ekin Kitap
168,84

Gece Kitaplığı

Kasım 2025176 sf.
Ekin Kitap

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür

Nobel Kitap
196,56

Gece Kitaplığı

2025176 sf.
13.5x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür

Şehadet Kitap
252,00

Gece Kitaplığı Yayınları

2025176 sf.
Şehadet Kitap

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür

Pandora

Gece Kitaplığı

2025176 sf.
Pandora

Derler ki her su geçtiği topraktan bir sır alır Ve bazı sular vardır çağlayarak değil sükûtla konuşur Bu hikâye öyle bir suyun hikâyesidir Zilan Vadisi nde yılan gibi kıvrılan geceleri yıldızların ağladığı sabahları dengbêjlerin sesiyle titreyen bir ırmağın Hizan dan geçip Hakkâri ye selam duran kadim Yılan Irmağı nın kıyısında yazılmıştır Vaktiyle dağların taşların daha çok insan olduğu bir çağda zulmün gölgesi uzun sevdaların ömrü kısa iken yaşanmıştı bu hikâye Bir yanda mağrur bir bey Asur Begî Gözleri dağlarda yüreği tuzlu bir taş gibi kendi hükmüyle sarhoş bir feodal Ve onun ak pamuklar içinde büyüttüğü güzeller güzeli kızı Zêrînê altın tenli nâr gözlü bir vadi çiçeği Öte yanda kavalı rüzgârla yarışan yoksul ama vakur adı dilden dile bir dua gibi yayılan bir genç Mirzahan Babasını küçükken kaybetmiş ağabeyi Qulyar ile yaşayan sazıyla sözüyle insanı ağlatan bir gönül ehli Zêrînê ile Mirzahan ın aşkı ne bir mektuba sığar ne bir dağın gölgesine Onlar birbirlerini gördüklerinde yeryüzü susar gökyüzü nefesini tutarmış İlk karşılaştıkları an Zêrînê nin saçları rüzgârla dans ederken Mirzahan kavalını çalıyormuş Kavalın sesi sanki ilâhî bir nida kalpten kalbe bir yolmuş Ve böylece başlamış o kavî sevda Ama aşk her zaman kudretli ellerin merhametine düşer Asur Begî kızını fakir bir Kurmancî ye vermeyi namusuna leke sayar Ve lakin aşk dil din ırk tanımaz O Hak tan bir özdür