Yitik — Ali Murat İrat

Yitik
Ali Murat İratYurt Kitap Yayın
Yitik
Ali Murat İratArka Kapak Yazısı Tanıtım Bülteninden Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap Yayın
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap Yayın
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap Yayın
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Arka Kapak Yazısı Tanıtım Bülteninden

Yurt Kitap Yayın
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap Dağıtım
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş

Yurt Kitap Yayın
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

YURT KİTAP YAYIN
Mezarlığa yaklaştıkça sesler çoğalmaya başladı kulaklarında Önce bitmek bilmeyen bir çığlık duydu uzun uzadıya İlk mezardan duyuyordu bu sesi Sonra bir ağlama sesi duydu Ufak bir çocuktan geliyordu bu ses Sonra bir çocuğun yalvarması ve bir yardım isteğini ayırt etti aralarından ihtiyar Sor un kulakları Babası Ölüler her zaman konuşur yeter ki onları duyabilecek kulakları bulsunlar derdi Ölüler her zaman her yerde konuşur Kimi insan duyduğu seslerin onlardan geldiğini bilmez anlamaz Zanneder ki sesler dünyadan gelmektedir Dinlemeyi bilirsen birçok ölünün sesi gelir kulağına Sor ölülerin seslerini ilk duyduğunda on iki yaşındaydı Ali Murat İrat ın Yitik romanını yeniden okurken insanı deryanın zalimliğine bir kez daha tanık oldum Ezidiler Ezidiler deriz de kimdi bu hikmet sahibi insanlar nasıl bir zulüm yaşamışlardı hiç bilmezdim onu okuyuncaya kadar İrat ruhumuzun karanlık kapısını Bulgur Dağı nın güneşine açmış Elinizdeki bu romanla yeni bir medeniyeti fark edeceksiniz Bin yıllar boyu yukarı Mezopotamya ve Anadolu da kapıları sabah güneşine açılmış Ezidileri göreceksiniz Ali Murat İrat Yitik ile beni Bulgur Dağı nın ardına götürdü Bir medeniyet nasıl bir dağa gömülür gördüm ağladım Var olsun Haydar Karataş