Yitik Balta — Veysel Tekelioğlu

Yitik Balta
Veysel TekelioğluPanama Yayıncılık
Yitik Balta
Veysel Tekelioğluİdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak

Akçağ Yayınları
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden bahsetmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir ses tonuyla Niçin almış ki durup dururken Çekmeseydi o tetiği onlarca yüzlerce binlerce sayısız senaryo Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa bugüne kadar çürümeden sağlam kalmış olabilir miydi Kâbe bütün haşmetiyle siyah bir inci misali önlerine çıkıverdi muhteşemdi Müthiş bir çekim gücü vardı Sessizliğe bürünmüş bütün duaları mıknatıs gibi kendine çekiyor birleştiriyor gökyüzüne yükseltiyor hissi veriyordu Gözlerin Kâbe den ayrılması mümkün olmuyordu Çakılıp kalınıyordu Dört yüz kırk kilometrelik yolu volkanik kayaları çölleri aşarak geçeceklerdi ama önemli değildi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Hazreti Muhammed in soyundan gelenlerin yaşadığı bu soylu insanların eski zamanlarda develerle Medine den Mekke ye giden Türk hacılarına Bizimkiler geldi diyerek deve sütü ikram ettikleri rivayet edilirdi ama şimdiki zamanlara onlardan sarkan olmuş muydu onu bilmek imkânsızdı Dizlerinin üstüne çök son duanı yap dedi Sen adamlıktan anlamıyorsun Bu iş gevşekliğe gelmez dedi Büyük Çoban her an kızacak gibi İbrahim in Baltası parçaladı ilahlarımızı yeniden inşa ettik Kâbe de yine parçaladılar Sonra gizledik onları Muhammed in örtüsüyle Görünmesinler bilinmesinler diye En büyük tehdittir ilahlarımıza Muhammed özü sevdalıları

Akçağ Yayınları
Veysel Tekelioğlu tarafından kaleme alınan Yitik Balta Akçağ Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Yitik Balta Veysel Tekelioğlu Kitap Özeti İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden bahsetmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir ses tonuyla Niçin almış ki durup dururken Çekmeseydi o tetiği onlarca yüzlerce binlerce sayısız senaryo Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa bugüne kadar çürümeden sağlam kalmış olabilir miydi Kabe bütün haşmetiyle siyah bir inci misali önlerine çıkıverdi muhteşemdi Müthiş bir çekim gücü vardı Sessizliğe bürünmüş bütün duaları mıknatıs gibi kendine çekiyor birleştiriyor gökyüzüne yükseltiyor hissi veriyordu Gözlerin Kabe den ayrılması mümkün olmuyordu Çakılıp kalınıyordu Dört yüz kırk kilometrelik yolu volkanik kayaları çölleri aşarak geçeceklerdi ama önemli değildi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Hazreti Muhammed in soyundan gelenlerin yaşadığı bu soylu insanların eski zamanlarda develerle Medine den Mekke ye giden Türk hacılarına Bizimkiler geldi diyerek deve sütü ikram ettikleri rivayet edilirdi ama şimdiki zamanlara onlardan sarkan olmuş muydu onu bilmek imkânsızdı Dizlerinin üstüne çök son duanı yap dedi Sen adamlıktan anlamıyorsun Çare Dergahı nı bir ay süreyle takip listesine aldırın Bakarsınız bir emare su yüzüne çıkıverir Bu iş gevşekliğe gelmez dedi Büyük Çoban her an kızacak gibi İbrahim in Baltası parçaladı ilahlarımızı yeniden inşa ettik Kabe de yine parçaladılar Sonra gizledik onları Muhammed in örtüsüyle Görünmesinler bilinmesinler diye En büyük tehdittir ilahlarımıza Muhammed özü sevdalıları Yayınevi Akçağ Yayınları Yazar Veysel Tekelioğlu Sayfa 290 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x20 50 cm Basım Yılı Şubat 2018 Barkod 9786053422716 Kategori Edebiyat Roman

Akçağ Yayınları
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden bahsetmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir ses tonuyla Niçin almış ki durup dururken Çekmeseydi o tetiği onlarca yüzlerce binlerce sayısız senaryo Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa bugüne kadar çürümeden sağlam kalmış olabilir miydi Kabe bütün haşmetiyle siyah bir inci misali önlerine çıkıverdi muhteşemdi Müthiş bir çekim gücü vardı Sessizliğe bürünmüş bütün duaları mıknatıs gibi kendine çekiyor birleştiriyor gökyüzüne yükseltiyor hissi veriyordu Gözlerin Kabe den ayrılması mümkün olmuyordu Çakılıp kalınıyordu Dört yüz kırk kilometrelik yolu volkanik kayaları çölleri aşarak geçeceklerdi ama önemli değildi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Hazreti Muhammed in soyundan gelenlerin yaşadığı bu soylu insanların eski zamanlarda develerle Medine den Mekke ye giden Türk hacılarına Bizimkiler geldi diyerek deve sütü ikram ettikleri rivayet edilirdi ama şimdiki zamanlara onlardan sarkan olmuş muydu onu bilmek imkânsızdı Dizlerinin üstüne çök son duanı yap dedi Sen adamlıktan anlamıyorsun Çare Dergahı nı bir ay süreyle takip listesine aldırın Bakarsınız bir emare su yüzüne çıkıverir Bu iş gevşekliğe gelmez dedi Büyük Çoban her an kızacak gibi İbrahim in Baltası parçaladı ilahlarımızı yeniden inşa ettik Kabe de yine parçaladılar Sonra gizledik onları Muhammed in örtüsüyle Görünmesinler bilinmesinler diye En büyük tehdittir ilahlarımıza Muhammed özü sevdalıları

Panama Yayıncılık
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak Kürekler bir dolup bir boşalıyordu bir onun bir bunun elinde çok aceleleri varmışçasına Üzerine yığınlarca toprak atılmaktaydı Çıkmasın diye Bağırmak haykırmak istiyordu Kalın gitmeyin

Akçağ
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden bahsetmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir ses tonuyla Niçin almış ki durup dururken Çekmeseydi o tetiği onlarca yüzlerce binlerce sayısız senaryo Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa bugüne kadar çürümeden sağlam kalmış olabilir miydi Kâbe bütün haşmetiyle siyah bir inci misali önlerine çıkıverdi muhteşemdi Müthiş bir çekim gücü vardı Sessizliğe bürünmüş bütün duaları mıknatıs gibi kendine çekiyor birleştiriyor gökyüzüne yükseltiyor hissi veriyordu Gözlerin Kâbe den ayrılması mümkün olmuyordu Çakılıp kalınıyordu Dört yüz kırk kilometrelik yolu volkanik kayaları çölleri aşarak geçeceklerdi ama önemli değildi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Hazreti Muhammed in soyundan gelenlerin yaşadığı bu soylu insanların eski zamanlarda develerle Medine den Mekke ye giden Türk hacılarına Bizimkiler geldi diyerek deve sütü ikram ettikleri rivayet edilirdi ama şimdiki zamanlara onlardan sarkan olmuş muydu onu bilmek imkânsızdı Dizlerinin üstüne çök son duanı yap dedi Sen adamlıktan anlamıyorsun Çare Dergâhı nı bir ay süreyle takip listesine aldırın Bakarsınız bir emare su yüzüne çıkıverir Bu iş gevşekliğe gelmez dedi Büyük Çoban her an kızacak gibi İbrahim in Baltası parçaladı ilahlarımızı yeniden inşa ettik Kâbe de yine parçaladılar Sonra gizledik onları Muhammed in örtüsüyle Görünmesinler bilinmesinler diye En büyük tehdittir ilahlarımıza Muhammed özü sevdalıları

PANAMA YAYINCILIK
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak Kürekler bir dolup bir boşalıyordu bir onun bir bunun elinde çok aceleleri varmışçasına Üzerine yığınlarca toprak atılmaktaydı Çıkmasın diye Bağırmak haykırmak istiyordu Kalın gitmeyin

Panama Yayıncılık
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak Kürekler bir dolup bir boşalıyordu bir onun bir bunun elinde çok aceleleri varmışçasına Üzerine yığınlarca toprak atılmaktaydı Çıkmasın diye Bağırmak haykırmak istiyordu Kalın gitmeyin

Panama
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak Kürekler bir dolup bir boşalıyordu bir onun bir bunun elinde çok aceleleri varmışçasına Üzerine yığınlarca toprak atılmaktaydı Çıkmasın diye Bağırmak haykırmak istiyordu Kalın gitmeyin

Akçağ Basım Yayım Pazarlama
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden bahsetmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir ses tonuyla Niçin almış ki durup dururken Çekmeseydi o tetiği onlarca yüzlerce binlerce sayısız senaryo Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa bugüne kadar çürümeden sağlam kalmış olabilir miydi Kâbe bütün haşmetiyle siyah bir inci misali önlerine çıkıverdi muhteşemdi Müthiş bir çekim gücü vardı Sessizliğe bürünmüş bütün duaları mıknatıs gibi kendine çekiyor birleştiriyor gökyüzüne yükseltiyor hissi veriyordu Gözlerin Kâbe den ayrılması mümkün olmuyordu Çakılıp kalınıyordu Dört yüz kırk kilometrelik yolu volkanik kayaları çölleri aşarak geçeceklerdi ama önemli değildi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Hazreti Muhammed in soyundan gelenlerin yaşadığı bu soylu insanların eski zamanlarda develerle Medine den Mekke ye giden Türk hacılarına Bizimkiler geldi diyerek deve sütü ikram ettikleri rivayet edilirdi ama şimdiki zamanlara onlardan sarkan olmuş muydu onu bilmek imkânsızdı Dizlerinin üstüne çök son duanı yap dedi Sen adamlıktan anlamıyorsun Çare Dergâhı nı bir ay süreyle takip listesine aldırın Bakarsınız bir emare su yüzüne çıkıverir Bu iş gevşekliğe gelmez dedi Büyük Çoban her an kızacak gibi İbrahim in Baltası parçaladı ilahlarımızı yeniden inşa ettik Kâbe de yine parçaladılar Sonra gizledik onları Muhammed in örtüsüyle Görünmesinler bilinmesinler diye En büyük tehdittir ilahlarımıza Muhammed özü sevdalıları

KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
Eski Ahid in Savaşa Gidince başlığı altındaki bir ayeti çok dikkat çekiciydi Bir kentle savaşırken kenti ele geçirmek için kuşatma uzun sürerse ağaçlarına balta vurup yok etmeyeceksiniz Ağaçların ürünlerini yiyebilirsiniz ama onları kesmeyeceksiniz Çünkü kırdaki ağaçlar insan değil ki kuşatma altına alasınız Vav diye iç geçirdi Savaşta bile tabiata hürmet herhâlde bu ayet bozulmadan gelenlerden Eski Ahid de bilgelikle balta arasında müthiş bir bağ kurulmuştu Bilgelik Akılsızlıktan İyidir başlığı altındaki ayette Balta körse ağzı bilenmemişse daha çok güç gerektirir ama bilgelik başarı doğurur derken Tanrı nın Asur a İlişkin Yargısı başlığı altındaki ayette Balta kendini kullanana karşı övünür mü Testere kendini kullanana karşı büyüklenir mi Sanki değnek kendini kaldıranı sallayabilir sopa sahibini kaldırabilirmiş gibi diyordu Ya Kelam ı Kadim Tek kelimeyle müthişti Hazreti İbrahim in putları parçalama öyküsünü anlatan Enbiya Suresi nde balta kelimesi doğrudan anılmıyordu ama baltanın işaret ettiği anlam ancak böyle ifade edilebilirdi Surede putlar somutlaştırılırken balta soyutlaştırılıyor ayet içinde yitikleştiriliyordu Kırın putlarınızı bulun yitiğinizi deniliyordu Hazreti Muhammed in ettiğinin Hazreti İbrahim in ettiğinden farkı yok diye düşündü Kırılacak putlar o gün de bitmedi bugün de Yitik Balta gönüllerde yitenlerin gizemli hikâyesi ve Hazreti İbrahim in baltası metaforundan hareket ederek kendi putlarını parçalayanların özgürleşebileceği hayatı zincirleyen zihnî esaretin kaynağının putlar olduğu ve bir daha onarılamayacak biçimde parçalanması gereğine ilişkin bir önermeyle günümüz insanının davranışları üzerinden cevap arıyor Öykü inişli çıkışlı bir coğrafyada yolunuzu şaşırtıp gerçeği umulmadık bir zirvede karşınıza dikiveriyor Öyküyle o kadar iç içe giriliyor ki zaman zaman kahramanların yerine geçip onlar adına her şeyi yapıyormuşçasına bir duyguya sürükleniyorsunuz İç içe atılmış ilmekler ve her çözüşünüzde karşınıza çıkan yeni bir ilmek Öyküde geçen olaylar ise hem yaşadığımız yüzyıla hem de birkaç yüzyıl öncesine aitmiş hissi veriyor Öykünün bir yerinde dünü yaşarken başka bir yerine birkaç yüzyıl öncesine kayıveriyorsunuz Ve Yitik Balta modern zamanların İbrahim lerini bekliyor

Panama Yayıncılık
İdamın arifesinde yolda karşılaştığı arkadaşı tanıdığı birinin idam edileceğinden söz etmişti ama ismini söylememişti Kirli tabancayı dedi şaşırmış bir yüzle Niçin almış ki ortada herhangi bir sebep yokken Peki ama Hazreti İbrahim in Baltası diye bir şey var mıydı varsa da bugüne kadar toprağa karışmadan sağlam kalabilir miydi Peygamber in gittiği yoldan gidecek bastığı toprağa basacak içtiği sudan içeceklerdi Tetiği düşüren adam Bunun mermisi ağzındaydı kim boşalttı şarjörü diye avaz avaz bağırmaya başladı Çabuk arabadan öbür tabancayı getirin İhanete dayanamayan yıldızlar en sıcak alevlerini püskürterek gökyüzünden iniyordu Hararet yüzünü dalga dalga yalıyor göğsünü dağlıyor ihanet çemberi boğazını sıktıkça sıkıyordu Aşkının başka birine gönül vermesi çok ağırdı ama bir de onu bilmek Aşkının üzerine başka bir aşk koymak Kürekler bir dolup bir boşalıyordu bir onun bir bunun elinde çok aceleleri varmışçasına Üzerine yığınlarca toprak atılmaktaydı Çıkmasın diye Bağırmak haykırmak istiyordu Kalın gitmeyin