Yokuş Aksanı — Mizgin Bulut

Yokuş Aksanı
Mizgin Bulutİthaki Yayınları
Yokuş Aksanı
Mizgin BulutGeçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İthaki Yayınları
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İthaki Yayınları
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım Tanıtım Bülteninden

İthaki Yayınları
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İthaki Yayınları
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İTHAKİ YAYINLARI
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İTHAKİ YAYINLARI
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım

İthaki Yayınları
Mizgin Bulut tarafından kaleme alınan Yokuş Aksanı İthaki Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Yokuş Aksanı Mizgin Bulut Kitap Özeti Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanındaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım Yayınevi İthaki Yayınları Yazar Mizgin Bulut Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 50 cm Basım Yılı Ekim 2020 Barkod 9786257737098 Kategori Öykü

Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler

İthaki
Geçiyoruz Hem de acelemiz varmış gibi kimsenin bizi beklemediği kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz Bu geçişte ne ışıltı ne görkem ne umut ne de gayret var Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş Bir de geride kalanlar var Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp Sen bu yaranın kabuğusun kaşırsam kanarım düşersen ne âlâ diyenler Mizgin Bulut ilk kitabı Yokuş Aksanı ndaki öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize Bireyi aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor Yokuş Aksanı uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap İki metalin birbirine sürtünmesindeki kıyıcı ses nasıl da anlatıyor kendini Kendinden böyle haber veren aslı gibidir diyebildiğimiz çok az şey kaldı Bu ses bana Hadi diyor kalk da Allah a teşekkür et ölmedin acından Kırk gün kırk asır gibiydi ama işte günü geldi Zaman hep böyle geçmez umarım Diriyim Aynaya baktım bu sabah duruyor yüzüm hâlâ Şöyle sese doğru yürüyen iki bacağım da var şükür Birazdan daha neler edeceğim o bacaklarla neler Yürüyüp şu kapıdan çıkacağım Asansör yerine merdiveni kullanacağım Binadan çıkana kadar yığılmazsam yolu hatırlıyorum demektir Yığılmayacağım