MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yolculuk İçin Teşekkürler — Victor Eskenazi

Yolculuk İçin Teşekkürler
187,50
Anı Mektup ve Günlük KitaplarıAnı Hatırat

Yolculuk İçin Teşekkürler

Victor Eskenazi

Kitap Yayınevi

144 sf.
Karton Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Yolculuk İçin Teşekkürler

Victor Eskenazi

Temmuz 1965 de aydınlık bir şafakta Boğaziçi nin altın buğusu içinde yol alan yolcu gemisinin pruvasında durmuş uykulu gözlerimi açık tutmaya çalışarak masalımsı İstanbul u büyüklerimin mutluluk akan bir gülümsemeyle sözünü ettikleri bu kenti ilk kez görmeye çalışıyordum Babam yavaşça yanıma yaklaştı kolunu omzuma koydu beni kendine çekti ve fısıldadı Sonunda buradayız Dünyanın en güzel kentlerinden uygarlığın büyük merkezlerinden birinde kuşaklar boyunca dünyanın merkezi olduğu açık olan bu kentte birlikteyiz Gözlerinde yaşlar vardı biliyordum ki bu rüzgârdan değildi Victor artık var olmayan bir dünyanın ürünüydü 1906 da doğmuş neredeyse elli kişiyi bulan geniş ailesiyle Beylerbeyi ndeki kocaman bir yalıda yaşamıştı Büyükbabasının ölümünden sonra aile dağılmış ve çoğunlukla Galata ya yerleşmişti Çok yönlü bir kişiliği olan babamı gerçekten tanımlamaya kalkışsam öncelikle onun tam bir Osmanlı senyörü olduğunu söylerim Doğuştan kozmopolitliği geniş dünya görüşü doymak bilmez entelektüel merakı içgüdüsel anlayışı başka insanlara kültürlere ve davranışlara karşı saygısı ve bir kararlılık göstermesi gerektiği anlarda büründüğü tavırdan ötürü Osmanlı Epey eski Fransızca terimler kullanmakta ısrarlı olduğundan da Senyör Babam dillere her şeyden çok hatta tutkusu olan genel bilgiden ve tarihten de daha çok değer verirdi Türkçe Yunanca İbranice İngilizce ve İtalyanca konuşurdu Ama bu dillerden hangisini konuşursa konuşsun araya inşallah ya da maşallah sıkıştırma alışkanlığı vardı bu alışkanlık zaman zaman özellikle de sofu Katolik ya da Musevilerle konuşurken çok can sıkıcı olabiliyordu Bir bakıma böyle yaparak bir Akdeniz evrenine kök salmış olan aidiyetini değerlendirdiğini düşünüyorum Yolculuk İçin Teşekkürler in İtalyanca İngilizce ve Fransızcasını yazmanın da üstesinden geldi aramızdan ayrıldığında Almanca metni yazmaya başlamıştı Türkçesi bir Türkçe metni tamamlamasına elvermeyecek kadar paslanmış olduğundan kendisinden hiç de hoşnut olmadığını açıkça anımsıyorum çünkü bugün İstanbul da yaşamakta olanlara bu biricik kentinin kendi gençliğindeki canlılığını ve verdiği titreşimleri tattırmanın özlemini çekiyordu John Eskenazi Londra Mayıs 2012

Tamadres
212,50

Kitap Yayınevi

Kasım 2012144 sf.
Ciltsiz

çev. Tunç Tayanç

Tamadres

Temmuz 1965 de aydınlık bir şafakta Boğaziçi nin altın buğusu içinde yol alan yolcu gemisinin pruvasında durmuş uykulu gözlerimi açık tutmaya çalışarak masalımsı İstanbul u büyüklerimin mutluluk akan bir gülümsemeyle sözünü ettikleri bu kenti ilk kez görmeye çalışıyordum Babam yavaşça yanıma yaklaştı kolunu omzuma koydu beni kendine çekti ve fısıldadı Sonunda buradayız Dünyanın en güzel kentlerinden uygarlığın büyük merkezlerinden birinde kuşaklar boyunca dünyanın merkezi olduğu açık olan bu kentte birlikteyiz Gözlerinde yaşlar vardı biliyordum ki bu rüzgârdan değildi Victor artık var olmayan bir dünyanın ürünüydü 1906 da doğmuş neredeyse elli kişiyi bulan geniş ailesiyle Beylerbeyi ndeki kocaman bir yalıda yaşamıştı Büyükbabasının ölümünden sonra aile dağılmış ve çoğunlukla Galata ya yerleşmişti Çok yönlü bir kişiliği olan babamı gerçekten tanımlamaya kalkışsam öncelikle onun tam bir Osmanlı senyörü olduğunu söylerim Doğuştan kozmopolitliği geniş dünya görüşü doymak bilmez entelektüel merakı içgüdüsel anlayışı başka insanlara kültürlere ve davranışlara karşı saygısı ve bir kararlılık göstermesi gerektiği anlarda büründüğü tavırdan ötürü Osmanlı Epey eski Fransızca terimler kullanmakta ısrarlı olduğundan da Senyör Babam dillere her şeyden çok hatta tutkusu olan genel bilgiden ve tarihten de daha çok değer verirdi Türkçe Yunanca İbranice İngilizce ve İtalyanca konuşurdu Ama bu dillerden hangisini konuşursa konuşsun araya inşallah ya da maşallah sıkıştırma alışkanlığı vardı bu alışkanlık zaman zaman özellikle de sofu Katolik ya da Musevilerle konuşurken çok can sıkıcı olabiliyordu Bir bakıma böyle yaparak bir Akdeniz evrenine kök salmış olan aidiyetini değerlendirdiğini düşünüyorum Yolculuk İçin Teşekkürler in İtalyanca İngilizce ve Fransızcasını yazmanın da üstesinden geldi aramızdan ayrıldığında Almanca metni yazmaya başlamıştı Türkçesi bir Türkçe metni tamamlamasına elvermeyecek kadar paslanmış olduğundan kendisinden hiç de hoşnut olmadığını açıkça anımsıyorum çünkü bugün İstanbul da yaşamakta olanlara bu biricik kentinin kendi gençliğindeki canlılığını ve verdiği titreşimleri tattırmanın özlemini çekiyordu John Eskenazi Londra Mayıs 2012

BKM Kitap
255,50

Kitap Yayınevi

144 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Temmuz 1965 de aydınlık bir şafakta Boğaziçi nin altın buğusu içinde yol alan yolcu gemisinin pruvasında durmuş uykulu gözlerimi açık tutmaya çalışarak masalımsı İstanbul u büyüklerimin mutluluk akan bir gülümsemeyle sözünü ettikleri bu kenti ilk kez görmeye çalışıyordum Babam yavaşça yanıma yaklaştı kolunu omzuma koydu beni kendine çekti ve fısıldadı Sonunda buradayız Dünyanın en güzel kentlerinden uygarlığın büyük merkezlerinden birinde kuşaklar boyunca dünyanın merkezi olduğu açık olan bu kentte birlikteyiz Gözlerinde yaşlar vardı biliyordum ki bu rüzgârdan değildi Victor artık var olmayan bir dünyanın ürünüydü 1906 da doğmuş neredeyse elli kişiyi bulan geniş ailesiyle Beylerbeyi ndeki kocaman bir yalıda yaşamıştı Büyükbabasının ölümünden sonra aile dağılmış ve çoğunlukla Galata ya yerleşmişti Çok yönlü bir kişiliği olan babamı gerçekten tanımlamaya kalkışsam öncelikle onun tam bir Osmanlı senyörü olduğunu söylerim Doğuştan kozmopolitliği geniş dünya görüşü doymak bilmez entelektüel merakı içgüdüsel anlayışı başka insanlara kültürlere ve davranışlara karşı saygısı ve bir kararlılık göstermesi gerektiği anlarda büründüğü tavırdan ötürü Osmanlı Epey eski Fransızca terimler kullanmakta ısrarlı olduğundan da Senyör Babam dillere her şeyden çok hatta tutkusu olan genel bilgiden ve tarihten de daha çok değer verirdi Türkçe Yunanca İbranice İngilizce ve İtalyanca konuşurdu Ama bu dillerden hangisini konuşursa konuşsun araya inşallah ya da maşallah sıkıştırma alışkanlığı vardı bu alışkanlık zaman zaman özellikle de sofu Katolik ya da Musevilerle konuşurken çok can sıkıcı olabiliyordu Bir bakıma böyle yaparak bir Akdeniz evrenine kök salmış olan aidiyetini değerlendirdiğini düşünüyorum Yolculuk İçin Teşekkürler in İtalyanca İngilizce ve Fransızcasını yazmanın da üstesinden geldi aramızdan ayrıldığında Almanca metni yazmaya başlamıştı Türkçesi bir Türkçe metni tamamlamasına elvermeyecek kadar paslanmış olduğundan kendisinden hiç de hoşnut olmadığını açıkça anımsıyorum çünkü bugün İstanbul da yaşamakta olanlara bu biricik kentinin kendi gençliğindeki canlılığını ve verdiği titreşimleri tattırmanın özlemini çekiyordu John Eskenazi Londra Mayıs 2012

Kitap Yurdu

KİTAP YAYINEVİ

07.11.2012144 sf.
Karton Kapak16.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE

çev. Tunç Tayanç

Kitap Yurdu

Temmuz 1965 de aydınlık bir şafakta Boğaziçi nin altın buğusu içinde yol alan yolcu gemisinin pruvasında durmuş uykulu gözlerimi açık tutmaya çalışarak masalımsı İstanbul u büyüklerimin mutluluk akan bir gülümsemeyle sözünü ettikleri bu kenti ilk kez görmeye çalışıyordum Babam yavaşça yanıma yaklaştı kolunu omzuma koydu beni kendine çekti ve fısıldadı Sonunda buradayız Dünyanın en güzel kentlerinden uygarlığın büyük merkezlerinden birinde kuşaklar boyunca dünyanın merkezi olduğu açık olan bu kentte birlikteyiz Gözlerinde yaşlar vardı biliyordum ki bu rüzgârdan değildi Victor artık var olmayan bir dünyanın ürünüydü 1906 da doğmuş neredeyse elli kişiyi bulan geniş ailesiyle Beylerbeyi ndeki kocaman bir yalıda yaşamıştı Büyükbabasının ölümünden sonra aile dağılmış ve çoğunlukla Galata ya yerleşmişti Çok yönlü bir kişiliği olan babamı gerçekten tanımlamaya kalkışsam öncelikle onun tam bir Osmanlı senyörü olduğunu söylerim Doğuştan kozmopolitliği geniş dünya görüşü doymak bilmez entelektüel merakı içgüdüsel anlayışı başka insanlara kültürlere ve davranışlara karşı saygısı ve bir kararlılık göstermesi gerektiği anlarda büründüğü tavırdan ötürü Osmanlı Epey eski Fransızca terimler kullanmakta ısrarlı olduğundan da Senyör Babam dillere her şeyden çok hatta tutkusu olan genel bilgiden ve tarihten de daha çok değer verirdi Türkçe Yunanca İbranice İngilizce ve İtalyanca konuşurdu Ama bu dillerden hangisini konuşursa konuşsun araya inşallah ya da maşallah sıkıştırma alışkanlığı vardı bu alışkanlık zaman zaman özellikle de sofu Katolik ya da Musevilerle konuşurken çok can sıkıcı olabiliyordu Bir bakıma böyle yaparak bir Akdeniz evrenine kök salmış olan aidiyetini değerlendirdiğini düşünüyorum Yolculuk İçin Teşekkürler in İtalyanca İngilizce ve Fransızcasını yazmanın da üstesinden geldi aramızdan ayrıldığında Almanca metni yazmaya başlamıştı Türkçesi bir Türkçe metni tamamlamasına elvermeyecek kadar paslanmış olduğundan kendisinden hiç de hoşnut olmadığını açıkça anımsıyorum çünkü bugün İstanbul da yaşamakta olanlara bu biricik kentinin kendi gençliğindeki canlılığını ve verdiği titreşimleri tattırmanın özlemini çekiyordu John Eskenazi Londra Mayıs 2012