Yunan Tarihinin Gerçeği — Arif Cengiz Erman

Yunan Tarihinin Gerçeği
Arif Cengiz ErmanSarmal Kitabevi
Yunan Tarihinin Gerçeği
Arif Cengiz ErmanBize öğretilen Eski Yunan Tarihi şöyledir Eski Yunanistan bugünkü Yunanistan topraklarıyla Batı Anadolu da yaşayan eski Yunan boylarının MÖ 756 ile MÖ 146 yılları arasında uygarlık kurdukları bölgenin adıdır Balkanlar a göç eden Yunan boylarının kurmuş olduğu Yunan kent devletleri büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerlerdir Eski Yunan uygarlığının zirveye çıktığı dönem Büyük İskender yönetiminde olmuştur Büyük İskender Eski Yunan kültürünü batıda Makedonya dan doğuda Orta Asya ve Hindistan a güneyde Mısır a kadar yaymıştır Eski Yunan uygarlığının gelişimi Romalıların MÖ 27 yılında Yunanistan ı Mora ve Attika yarımadalarıyla Eğriboz ve Kiklad adalarından oluşan Akea eyaleti olarak Roma İmparatorluğu na bağlaması ile durmuştur Ancak Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde yine de çok büyük bir etkisi olmuştur Eski Yunan kültürü batı uygarlıklarının temeli olarak kabul edilir Antik Yunan uygarlığının 14 ve 16 yüzyıllar arasında Avrupa yı etkisi altına alan Rönesans üzerinde büyük izleri görülür Eski Yunan uygarlığı daha sonra Bizans Yunanistan ı olarak varlığını sürdürmüştür Bizans Yunanistan ı MS 324 yılında Konstantinopolis in bugünkü İstanbul un Bizans ın başkenti olarak kurulmasından 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed in İstanbul u almasına kadar süren Bizans İmparatorluğu dönemindeki Yunanistan dır Acaba gerçekten böyle midir Yunan kent devletleri gerçekten büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerler midir Makedonların günümüzdeki Bulgaristan topraklarında kurmuş olduğu Makedon Devleti nin Büyük İskender döneminde yukarıda sözü edilen bölgelere yaydığı kültür gerçekten Eski Yunan kültürü müdür Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi olmuş mudur Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılan MS 324 yılından sonraki Roma İmparatorluğu gerçekten Bizans Yunanistan ı mıdır Yoksa bu tarih batılı tarihçilerin 19 yüzyılın sonlarında yazdığı sahte bir tarih midir Bu kitapta Eski Yunan tarihinin eleştirisini okuyacaksınız

Sarmal Kitabevi
Eski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır MÖ 14 yüzyıl dolayında Mısır ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir Ancak hem hiyeroglif okumalarında hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor Hiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır Ayrıca anlamı bilinen Mısırca sözlerin kelimelerin sayısı oldukça azdır Bu durum hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır Bu nedenle okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler Ejiptologlar arasında tam bir uyum söz konusu değildir Eski bir yazıtı okuyabilmek için öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir İşte sorun da burada yatıyor Mısırbilimciler Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor Bu başlı başına bir sorundur Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok Mısır Kıpti Kilisesi nin Kıptice olarak adlandırılan bir ayin dili var ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil Bu kilise dilinin Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu Batılı dilbilimcilerin Eski Yunanca dediği Romeyka Doğu Roma dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor Bu kitabın amacı Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa bu tez kanıtlanır Orta Asya da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var Ayrıca Kaşgarlı Mahmut un Divan ı bu alanda büyük bir kaynaktır Bunun dışında başlı başına büyük bir zenginlik olan Eski Uygur belgeleri bulunuyor Kısacası elimizde Eski Türkçe ile ilgili çok zengin bir belge arşivi var Eğer Hiyeroglifler doğru okunursa Eski Mısır dilinin Eski Türkçe ile büyük bir benzerlik gösterdiği açıkça gözükmektedir

Sarmal Kitabevi
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayır dılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmez dik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluş turuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğu nu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dün yayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değil dir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türk lerdir

Sarmal Kitabevi
Bize öğretilen Eski Yunan Tarihi şöyledir Eski Yunanistan bugünkü Yunanistan topraklarıyla Batı Anadolu da yaşayan eski Yunan boylarının MÖ 756 ile MÖ 146 yılları arasında uygarlık kurdukları bölgenin adıdır Balkanlar a göç eden Yunan boylarının kurmuş olduğu Yunan kent devletleri büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerlerdir Eski Yunan uygarlığının zirveye çıktığı dönem Büyük İskender yönetiminde olmuştur Büyük İskender Eski Yunan kültürünü batıda Makedonya dan doğuda Orta Asya ve Hindistan a güneyde Mısır a kadar yaymıştır Eski Yunan uygarlığının gelişimi Romalıların MÖ 27 yılında Yunanistan ı Mora ve Attika yarımadalarıyla Eğriboz ve Kiklad adalarından oluşan Akea eyaleti olarak Roma İmparatorluğu na bağlaması ile durmuştur Ancak Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde yine de çok büyük bir etkisi olmuştur Eski Yunan kültürü batı uygarlıklarının temeli olarak kabul edilir Antik Yunan uygarlığının 14 ve 16 yüzyıllar arasında Avrupa yı etkisi altına alan Rönesans üzerinde büyük izleri görülür Eski Yunan uygarlığı daha sonra Bizans Yunanistan ı olarak varlığını sürdürmüştür Bizans Yunanistan ı MS 324 yılında Konstantinopolis in bugünkü İstanbul un Bizans ın başkenti olarak kurulmasından 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed in İstanbul u almasına kadar süren Bizans İmparatorluğu dönemindeki Yunanistan dır Acaba gerçekten böyle midir Yunan kent devletleri gerçekten büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerler midir Makedonların günümüzdeki Bulgaristan topraklarında kurmuş olduğu Makedon Devleti nin Büyük İskender döneminde yukarıda sözü edilen bölgelere yaydığı kültür gerçekten Eski Yunan kültürü müdür Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi olmuş mudur Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılan MS 324 yılından sonraki Roma İmparatorluğu gerçekten Bizans Yunanistan ı mıdır Yoksa bu tarih batılı tarihçilerin 19 yüzyılın sonlarında yazdığı sahte bir tarih midir Bu kitapta Eski Yunan tarihinin eleştirisini okuyacaksınız

Sarmal Yayınevi
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dünyayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir

Sarmal Yayınevi
Eski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır MÖ 14 yüzyıl dolayında Mısır ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir Ancak hem hiyeroglif okumalarında hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor Hiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır Ayrıca anlamı bilinen Mısırca sözlerin kelimelerin sayısı oldukça azdır Bu durum hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır Bu nedenle okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler Ejiptologlar arasında tam bir uyum söz konusu değildir Eski bir yazıtı okuyabilmek için öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir İşte sorun da burada yatıyor Mısırbilimciler Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor Bu başlı başına bir sorundur Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok Mısır Kıpti Kilisesi nin Kıptice olarak adlandırılan bir ayin dili var ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil Bu kilise dilinin Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu Batılı dilbilimcilerin Eski Yunanca dediği Romeyka Doğu Roma dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor Bu kitabın amacı Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa bu tez kanıtlanır Orta Asya da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var Ayrıca Kaşgarlı Mahmut un Divan ı bu alanda büyük bir kaynaktır Bunun dışında başlı başına büyük bir zenginlik olan Eski Uygur belgeleri bulunuyor Kısacası elimizde Eski Türkçe ile ilgili çok zengin bir belge arşivi var Eğer Hiyeroglifler doğru okunursa Eski Mısır dilinin Eski Türkçe ile büyük bir benzerlik gösterdiği açıkça gözükmektedir

Sarmal Kitabevi
Bize öğretilen Eski Yunan Tarihi şöyledir Eski Yunanistan bugünkü Yunanistan topraklarıyla Batı Anadolu da yaşayan eski Yunan boylarının MÖ 756 ile MÖ 146 yılları arasında uygarlık kurdukları bölgenin adıdır Balkanlar a göç eden Yunan boylarının kurmuş olduğu Yunan kent devletleri büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerlerdir Eski Yunan uygarlığının zirveye çıktığı dönem Büyük İskender yönetiminde olmuştur Büyük İskender Eski Yunan kültürünü batıda Makedonya dan doğuda Orta Asya ve Hindistan a güneyde Mısır a kadar yaymıştır Eski Yunan uygarlığının gelişimi Romalıların MÖ 27 yılında Yunanistan ı Mora ve Attika yarımadalarıyla Eğriboz ve Kiklad adalarından oluşan Akea eyaleti olarak Roma İmparatorluğu na bağlaması ile durmuştur Ancak Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde yine de çok büyük bir etkisi olmuştur Eski Yunan kültürü batı uygarlıklarının temeli olarak kabul edilir Antik Yunan uygarlığının 14 ve 16 yüzyıllar arasında Avrupa yı etkisi altına alan Rönesans üzerinde büyük izleri görülür Eski Yunan uygarlığı daha sonra Bizans Yunanistan ı olarak varlığını sürdürmüştür Bizans Yunanistan ı MS 324 yılında Konstantinopolis in bugünkü İstanbul un Bizans ın başkenti olarak kurulmasından 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed in İstanbul u almasına kadar süren Bizans İmparatorluğu dönemindeki Yunanistan dır Acaba gerçekten böyle midir Yunan kent devletleri gerçekten büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerler midir Makedonların günümüzdeki Bulgaristan topraklarında kurmuş olduğu Makedon Devleti nin Büyük İskender döneminde yukarıda sözü edilen bölgelere yaydığı kültür gerçekten Eski Yunan kültürü müdür Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi olmuş mudur Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılan MS 324 yılından sonraki Roma İmparatorluğu gerçekten Bizans Yunanistan ı mıdır Yoksa bu tarih batılı tarihçilerin 19 yüzyılın sonlarında yazdığı sahte bir tarih midir Bu kitapta Eski Yunan tarihinin eleştirisini okuyacaksınız

Sarmal
Bize öğretilen Eski Yunan Tarihi şöyledir Eski Yunanistan bugünkü Yunanistan topraklarıyla Batı Anadolu da yaşayan eski Yunan boylarının MÖ 756 ile MÖ 146 yılları arasında uygarlık kurdukları bölgenin adıdır Balkanlar a göç eden Yunan boylarının kurmuş olduğu Yunan kent devletleri büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerlerdir Eski Yunan uygarlığının zirveye çıktığı dönem Büyük İskender yönetiminde olmuştur Büyük İskender Eski Yunan kültürünü batıda Makedonya dan doğuda Orta Asya ve Hindistan a güneyde Mısır a kadar yaymıştır Eski Yunan uygarlığının gelişimi Romalıların MÖ 27 yılında Yunanistan ı Mora ve Attika yarımadalarıyla Eğriboz ve Kiklad adalarından oluşan Akea eyaleti olarak Roma İmparatorluğu na bağlaması ile durmuştur Ancak Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde yine de çok büyük bir etkisi olmuştur Eski Yunan kültürü batı uygarlıklarının temeli olarak kabul edilir Antik Yunan uygarlığının 14 ve 16 yüzyıllar arasında Avrupa yı etkisi altına alan Rönesans üzerinde büyük izleri görülür Eski Yunan uygarlığı daha sonra Bizans Yunanistan ı olarak varlığını sürdürmüştür Bizans Yunanistan ı MS 324 yılında Konstantinopolis in bugünkü İstanbul un Bizans ın başkenti olarak kurulmasından 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed in İstanbul u almasına kadar süren Bizans İmparatorluğu dönemindeki Yunanistan dır Acaba gerçekten böyle midir Yunan kent devletleri gerçekten büyük bir uygarlığın temellerinin atıldığı yerler midir Makedonların günümüzdeki Bulgaristan topraklarında kurmuş olduğu Makedon Devleti nin Büyük İskender döneminde yukarıda sözü edilen bölgelere yaydığı kültür gerçekten Eski Yunan kültürü müdür Yunan kültür ve uygarlığının Roma İmparatorluğu üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi olmuş mudur Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılan MS 324 yılından sonraki Roma İmparatorluğu gerçekten Bizans Yunanistan ı mıdır Yoksa bu tarih batılı tarihçilerin 19 yüzyılın sonlarında yazdığı sahte bir tarih midir Bu kitapta Eski Yunan tarihinin eleştirisini okuyacaksınız

Sarmal
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dünyayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir

Sarmal Kitabevi
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dünyayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir

Sarmal Kitabevi
Eski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır MÖ 14 yüzyıl dolayında Mısır ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir Ancak hem hiyeroglif okumalarında hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor Hiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır Ayrıca anlamı bilinen Mısırca sözlerin kelimelerin sayısı oldukça azdır Bu durum hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır Bu nedenle okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler Ejiptologlar arasında tam bir uyum söz konusu değildir Eski bir yazıtı okuyabilmek için öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir İşte sorun da burada yatıyor Mısırbilimciler Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor Bu başlı başına bir sorundur Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok Mısır Kıpti Kilisesi nin Kıptice olarak adlandırılan bir ayin dili var ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil Bu kilise dilinin Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu Batılı dilbilimcilerin Eski Yunanca dediği Romeyka Doğu Roma dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor Bu kitabın amacı Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa bu tez kanıtlanır Orta Asya da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var Ayrıca Kaşgarlı Mahmut un Divan ı bu alanda büyük bir kaynaktır Bunun dışında başlı başına büyük bir zenginlik olan Eski Uygur belgeleri bulunuyor Kısacası elimizde Eski Türkçe ile ilgili çok zengin bir belge arşivi var Eğer Hiyeroglifler doğru okunursa Eski Mısır dilinin Eski Türkçe ile büyük bir benzerlik gösterdiği açıkça gözükmektedir

Sarmal Kitabevi
Eski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır MÖ 14 yüzyıl dolayında Mısır ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir Ancak hem hiyeroglif okumalarında hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor Hiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır Ayrıca anlamı bilinen Mısırca sözlerin kelimelerin sayısı oldukça azdır Bu durum hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır Bu nedenle okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler Ejiptologlar arasında tam bir uyum söz konusu değildir Eski bir yazıtı okuyabilmek için öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir İşte sorun da burada yatıyor Mısırbilimciler Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor Bu başlı başına bir sorundur Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok Mısır Kıpti Kilisesi nin Kıptice olarak adlandırılan bir ayin dili var ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil Bu kilise dilinin Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu Batılı dilbilimcilerin Eski Yunanca dediği Romeyka Doğu Roma dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor Bu kitabın amacı Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa bu tez kanıtlanır Orta Asya da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var Ayrıca Kaşgarlı Mahmut un Divan ı bu alanda büyük bir kaynaktır Bunun dışında başlı başına büyük bir zenginlik olan Eski Uygur belgeleri bulunuyor Kısacası elimizde Eski Türkçe ile ilgili çok zengin bir belge arşivi var Eğer Hiyeroglifler doğru okunursa Eski Mısır dilinin Eski Türkçe ile büyük bir benzerlik gösterdiği açıkça gözükmektedir

Sarmal Kitabevi
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dünyayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir

Sarmal Kitabevi
Eski Mısır tarihiyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır MÖ 14 yüzyıl dolayında Mısır ın Mezopotamya ve Anadolu ile olan ilişkilerinden sonra daha ayrıntılı bilgiler bulunur Yaklaşık 3500 yılı kapsayan daha önceki Mısır tarihine ilişkin bilgiler ise pek ayrıntılı değildir Firavunların adları ve yaklaşık yönetim süreleri han çizelgelerindeki hiyerogliflerin okunabildiği kadarıyla bilinir Ancak hem hiyeroglif okumalarında hem de kronolojide büyük belirsizlikler bulunuyor Hiyerogliflerin okunuşlarını tam olarak doğru kabul etmek olanaksızdır çünkü hiyerogliflerin birçoğunun seslendirilişi yanlıştır Ayrıca anlamı bilinen Mısırca sözlerin kelimelerin sayısı oldukça azdır Bu durum hiyeroglif yazıtların çözülmesini zorlaştırmaktadır Bu nedenle okunabilen hiyeroglif yazıtları oldukça sınırlıdır ve hiyerogliflerin okunması konusunda Mısırbilimciler Ejiptologlar arasında tam bir uyum söz konusu değildir Eski bir yazıtı okuyabilmek için öncelikle o yazıtın hangi dilde yazıldığını ve o dilin günümüzdeki hangi dilin öncülü olduğunu bilmek gerekir İşte sorun da burada yatıyor Mısırbilimciler Eski Mısırlıların Kıptilerin ataları olduğuna ve Eski Mısırcanın da Kıpticenin öncülü olduğuna inanıyor Bu başlı başına bir sorundur Çünkü Kıptice unutulmuş olan bir dildir Günümüzde Kıptice bilen bir tek kişi bile yok Mısır Kıpti Kilisesi nin Kıptice olarak adlandırılan bir ayin dili var ancak bu dil hiç de öyle Kıptice değil Bu kilise dilinin Eski Mısırcadan dönüşen sözler dışında Eski Mısır diliyle pek bir ilgisi yok Bu dilin söz dağarının büyük çoğunluğu Batılı dilbilimcilerin Eski Yunanca dediği Romeyka Doğu Roma dilinden dönüşen sözlerden oluşuyor Bu kitabın amacı Eski Mısır dilinin Eski bir Türk dili olduğunu ortaya koymaktır Eğer hiyeroglifler doğru okunur ve Eski Türkçe ile karşılaştırılırsa bu tez kanıtlanır Orta Asya da bulunmuş ve okunmuş olan çok sayıda eski Türkçe yazıt var Ayrıca Kaşgarlı Mahmut un Divan ı bu alanda büyük bir kaynaktı

Sarmal Kitabevi
Batılılar tarih yazarken biz Türklere de özel bir yer ayırdılar Bu tarihe göre biz neredeyse hiç yokuz Orta Asya da mantar gibi bir gecede bittik Tarımın ne olduğunu bilmezdik ve hiç uygar değildik Barbar göçebe bir toplumduk ve beslediğimiz sürüler nereye giderse biz de arkalarından giderdik Tek özelliğimiz çok iyi at binmekti Bunu da at beslediğimiz için bilirdik At beslemeyi ise bozkırlarda yaşa dığımız için zorunlu olarak öğrenmiştik Ancak üzengiyi bile biz bulmamıştık çünkü uygarlıkla ilgili ne öğrendiysek hep Çinlilerden Farslardan Araplardan ya da Romalılar dan öğrenmiştik Çok iyi at bindiğimiz için de tarih boyu hep bu uygar toplumlara saldırmıştık Onları yenmemize karşın daha sonra onların yüksek kültürü altında ezilmiş ve onlardan uygarlık öğrenmiştik Tümüyle Türk düşmanı olan bu düzmece tarihe karşı Mustafa Kemal Atatürk ün çabalarıyla Türk Tarih Tezi oluşturuldu Atatürk uygarlığı aslında biz Türklerin kurduğunu öğretti bize Ancak onun ölümünden sonra iş başına gelen Amerikan mandacıları ABD nin isteğiyle Türk Tarih Tezi ni geri çekti Sonra da bize Batılıların yazdığı Türkleri aşağılayan ve küçümseyen tarih öğretildi Bu düzmece tarih bize öyle belletildi ki içimizden birçok kişi artık iyice mankurtlaşıp Türkleri Batılıların tanımladığı gibi görmeye başladı Bu düzmece tarihe karşı çıkanları ise Bütün dünyayı Türk yapmakla suçladılar Çünkü Türküm demek ve Türk tarihine sahip çıkmak faşistlikten başka bir şey değildi Bugün İran olarak adlandırılan bölgenin tarihinde de Türkler neredeyse yoktur Selçuklular bile Türk sayılmaz Onlar İran a girer girmez Persleşmiştir İlhanlılar ise Türk değil Moğoldur Moğollar Türk değildir ancak Türkler gibi geri bir toplumdur Eski kaynaklar Moğolların Tatarlar olduklarını yazsa da Batılı Tarihçilere göre bu doğru değildir Safeviler Afşarlar Kacarlar gibi daha sonraki yöneticiler de ya Farstır ya da Kürt En kötü olasılıkla Persleşmiş Türklerdir

Sarmal Kitabevi
Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi nde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa

Sarmal Yayınevi
Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi nde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa

Sarmal Kitabevi
Arif Cengiz Erman tarafından kaleme alınan Turan Tarihine Giriş Sarmal Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Turan Tarihine Giriş Arif Cengiz Erman Kitap Özeti Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihinde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa Yayınevi Sarmal Kitabevi Yazar Arif Cengiz Erman Sayfa 350 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x22 00 cm Basım Yılı Aralık 2020 Barkod 9786254448102 Kategori Araştırma İnceleme Türk Tarihi Araştırmaları

Sarmal Kitabevi
Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi nde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa

Sarmal Kitabevi
Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi nde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa

Sarmal Kitabevi
Tarih alanında yazdığımız Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımın ardılı niteliğinde olan bu kitap yalnızca Avrasya Turan halklarının kısa bir tarihini ele alıyor Bu tarih bildiğimizden oldukça değişik bir tarihtir Çünkü resmî tarihin eleştirisi üzerine kuruludur Bunun ilk adımını bir önceki kitabımda atmıştım Bu kitapta yapılan bir önceki kitapta ortaya koyduğum tezlerin daha ayrıntılı ve daha geniş kapsamlı bir açıklamasıdır Ayrıca Türklerin Gerçek Tarihi nde ele almadığım bir çok konuyu bu arada Germenlerin ve Slavların gerçek kökenini bu kitapta ayrıntılarıyla inceledim Bunun dışında gerçek Çin tarihini de daha ayrıntılı olarak ele aldım Kısacası bir önceki kitap bir tarih tezi niteliğindeydi bu kitap ise o tezlere dayanan bir tarih kitabıdır Tabii benim tarihçi değil de iktisat tarihçisi ve dilbilimci olduğum dikkat alınırsa kullandığım yöntem bir önceki kitabımdaki gibi tarihçilerinkine benzemeyen farklı bir yöntemdir Tüm amacım bugüne dek bize tarih diye dayatılan emperyalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda yazılmış olan resmî tarihin üzerindeki perdeyi kaldırmaktır Bu resmî tarihin en büyük hedefi Türklerdir Hatta tek hedefi Türklerdir Bu yalan tarih Türkleri aşağılayan ve Türklerin tarihini karartan bir tarihtir Ancak en ilginç olanı da bir kaç istisna dışında bugüne dek bizim kendi tarihçilerimizin buna karşı çıkmamasıdır Karşı çıkmak ve anti tez ortaya koymak için öncelikle sorgulamayı ve eleştirmeyi bilmek gerekir Bu yapılmazsa dayatılan tarih kabul edilir ve çizilmiş olan alanda bir cehalet mutluluğu içerisinde tarihçilik yapılır Tabii artık onun adı ne kadar tarihçilik olursa