Yüreğimi Sana Bıraktım — Necdet Ekici

Yüreğimi Sana Bıraktım
Necdet EkiciTimaş Yayınları
Yüreğimi Sana Bıraktım
Necdet EkiciYüreğimi sana bıraktım Necdet Ekici nin ilk hikaye kitabı 12 ayrı hikayeden oluşmaktadır Bu hikayelerde tıpkı Reşat Nuri ve Refik Halid in tarzını hatırlatan Anadolu dan güçlü tablolar sunulmaktadır Konular yerli ve milli Karakter ve tiplemeler gülmesiyle ağlamasıyla öfke ve hüznüyle bizim insanımız Kısacası sıcak samimi bir üslup duygulu güçlü bir yürek zenginliği Özellikle sürçmeyen parlak dili ayrıntıları yakalayan gözlemleriyle dikkati çeken yazar olay hikayelerini çevrelemekle kalmıyor insan psikolojisinin derinliklerine de iniyor Folklorik malzemenin başarılı bir biçimde kullanılması ve sanayileşme ile başlayan değişimin hikayeye taşınması ise eseri başarılı kılan bir başka özelliktir Yüreğimi sana bıraktım edebiyatımızda güçlü bir yeşermenin müjdecisi zengin bir yüreğin sesidir Sıkılmadan zevkle okuyacağınız bir eser

Akçağ Yayınları
Çukurova denince sarı sıcak gelir akla Bir de alabildiğine uzanan gelin süzülüşlü ayçiçeği tarlaları Mısır yeşil bir denizdir Çukurova topraklarında Ovaları süsleyen pamuk tarlaları kare karedir Gözleriniz ak benekler serpilmiş o yeşil karelerin derinliklerinde erir Irgatlar görürsünüz Güneşi tepesinde saklayan sıra sıra ırgatlar Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öbür yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere bir sıla türküsü yükselir çadırlardan Ala geyik gibi boyun sallarsın Kement atıp yollarımı bağlarsın Kara trenin sesi gece duyulur Hep sıla konuşulur ardından Kara tren veda demektir Kara tren dağları birbirine kavuşturan yanık bir türkü demektir Bazen yare sallanan gül oyalı bir mendil bazen selam götüren bir çift telli turna demektir

Akçağ Yayınları
Çukurova denince sarı sıcak gelir akla Bir de alabildiğine uzanan gelin süzülüşlü ayçiçeği tarlaları Mısır yeşil bir denizdir Çukurova topraklarında Ovaları süsleyen pamuk tarlaları kare karedir Gözleriniz ak benekler serpilmiş o yeşil karelerin derinliklerinde erir Irgatlar görürsünüz Güneşi tepesinde saklayan sıra sıra ırgatlar Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öbür yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere bir sıla türküsü yükselir çadırlardan Ala geyik gibi boyun sallarsın Kement atıp yollarımı bağlarsın Kara trenin sesi gece duyulur Hep sıla konuşulur ardından Kara tren veda demektir Kara tren dağları birbirine kavuşturan yanık bir türkü demektir Bazen yare sallanan gül oyalı bir mendil bazen selam götüren bir çift telli turna demektir

Akçağ
Çukurova denince sarı sıcak gelir akla Bir de alabildiğine uzanan gelin süzülüşlü ayçiçeği tarlaları Mısır yeşil bir denizdir Çukurova topraklarında Ovaları süsleyen pamuk tarlaları kare karedir Gözleriniz ak benekler serpilmiş o yeşil karelerin derinliklerinde erir Irgatlar görürsünüz Güneşi tepesinde saklayan sıra sıra ırgatlar Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öbür yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere bir sıla türküsü yükselir çadırlardan Ala geyik gibi boyun sallarsın Kement atıp yollarımı bağlarsın Kara trenin sesi gece duyulur Hep sıla konuşulur ardından Kara tren veda demektir Kara tren dağları birbirine kavuşturan yanık bir türkü demektir Bazen yâre sallanan gül oyalı bir mendil bazen selam götüren bir çift telli turna demektir

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Çukurova deyince sarı sıcak gelir akla Bir de yeşil üzerine ak benekler serpilmiş pamuk tarlaları Mısır mavi bir denizdir o topraklarda Gelin süzülüşlü sarışın ay çiçekleri süsler ovaları Gözleriniz hayat fışkıran bu uçsuz bucaksız tabiatın ufuklarında kaybolur Tarlalarda sıra sıra ırgatlar görürsünüz güneşi tepesinde taşıyan Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Gözlerine kan oturan kavruk çocuklar gelir karşınızdan Bakırlaşan çehreleri susuz topraklar gibi çatlamış çile dolu kahır dolu kocalar Gönülleri gurbet gözleri hasret olan al yazmalı analar Çocukluğunu bile yaşamadan Çukurova topraklarına savrulan parmakları kınalı Elifler elleri nasırlı Mehmetler Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öteki yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere Ekici nin hikâyeleri köyden kente göçün doğurduğu kültür ve değerler çatışmasını gündeme taşımasıyla dikkati çeker Geleneksel muhafazakâr değerlerle modern seküler Batıcı değerler arasında gidip gelen halkımızın dram ve trajedilerini etkili bir üslupla kaleme alır Onun öyküleri akıcı sürükleyici etkileyici ve sahici bir dille kaleme alınan bir Türkçe şölenidir

ÇINARALTI YAYINCILIK
Çukurova deyince sarı sıcak gelir akla Bir de yeşil üzerine ak benekler serpilmiş pamuk tarlaları Mısır mavi bir denizdir o topraklarda Gelin süzülüşlü sarışın ay çiçekleri süsler ovaları Gözleriniz hayat fışkıran bu uçsuz bucaksız tabiatın ufuklarında kaybolur Tarlalarda sıra sıra ırgatlar görürsünüz güneşi tepesinde taşıyan Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Gözlerine kan oturan kavruk çocuklar gelir karşınızdan Bakırlaşan çehreleri susuz topraklar gibi çatlamış çile dolu kahır dolu kocalar Gönülleri gurbet gözleri hasret olan al yazmalı analar Çocukluğunu bile yaşamadan Çukurova topraklarına savrulan parmakları kınalı Elifler elleri nasırlı Mehmetler Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öteki yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere Ekici nin hikâyeleri köyden kente göçün doğurduğu kültür ve değerler çatışmasını gündeme taşımasıyla dikkati çeker Geleneksel muhafazakâr değerlerle modern seküler Batıcı değerler arasında gidip gelen halkımızın dram ve trajedilerini etkili bir üslupla kaleme alır Onun öyküleri akıcı sürükleyici etkileyici ve sahici bir dille kaleme alınan bir Türkçe şölenidir

Çınaraltı Yayınları
Çukurova deyince sarı sıcak gelir akla Bir de yeşil üzerine ak benekler serpilmiş pamuk tarlaları Mısır mavi bir denizdir o topraklarda Gelin süzülüşlü sarışın ay çiçekleri süsler ovaları Gözleriniz hayat fışkıran bu uçsuz bucaksız tabiatın ufuklarında kaybolur Tarlalarda sıra sıra ırgatlar görürsünüz güneşi tepesinde taşıyan Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Gözlerine kan oturan kavruk çocuklar gelir karşınızdan Bakırlaşan çehreleri susuz topraklar gibi çatlamış çile dolu kahır dolu kocalar Gönülleri gurbet gözleri hasret olan al yazmalı analar Çocukluğunu bile yaşamadan Çukurova topraklarına savrulan parmakları kınalı Elifler elleri nasırlı Mehmetler Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öteki yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere Ekici nin hikâyeleri köyden kente göçün doğurduğu kültür ve değerler çatışmasını gündeme taşımasıyla dikkati çeker Geleneksel muhafazakâr değerlerle modern seküler Batıcı değerler arasında gidip gelen halkımızın dram ve trajedilerini etkili bir üslupla kaleme alır Onun öyküleri akıcı sürükleyici etkileyici ve sahici bir dille kaleme alınan bir Türkçe şölenidir

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Çukurova deyince sarı sıcak gelir akla Bir de yeşil üzerine ak benekler serpilmiş pamuk tarlaları Mısır mavi bir denizdir o topraklarda Gelin süzülüşlü sarışın ay çiçekleri süsler ovaları Gözleriniz hayat fışkıran bu uçsuz bucaksız tabiatın ufuklarında kaybolur Tarlalarda sıra sıra ırgatlar görürsünüz güneşi tepesinde taşıyan Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Gözlerine kan oturan kavruk çocuklar gelir karşınızdan Bakırlaşan çehreleri susuz topraklar gibi çatlamış çile dolu kahır dolu kocalar Gönülleri gurbet gözleri hasret olan al yazmalı analar Çocukluğunu bile yaşamadan Çukurova topraklarına savrulan parmakları kınalı Elifler elleri nasırlı Mehmetler Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öteki yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere Ekici nin hikâyeleri köyden kente göçün doğurduğu kültür ve değerler çatışmasını gündeme taşımasıyla dikkati çeker Geleneksel muhafazakâr değerlerle modern seküler Batıcı değerler arasında gidip gelen halkımızın dram ve trajedilerini etkili bir üslupla kaleme alır Onun öyküleri akıcı sürükleyici etkileyici ve sahici bir dille kaleme alınan bir Türkçe şölenidir

Çınaraltı Yayınları
Çukurova deyince sarı sıcak gelir akla Bir de yeşil üzerine ak benekler serpilmiş pamuk tarlaları Mısır mavi bir denizdir o topraklarda Gelin süzülüşlü sarışın ay çiçekleri süsler ovaları Gözleriniz hayat fışkıran bu uçsuz bucaksız tabiatın ufuklarında kaybolur Tarlalarda sıra sıra ırgatlar görürsünüz güneşi tepesinde taşıyan Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Gözlerine kan oturan kavruk çocuklar gelir karşınızdan Bakırlaşan çehreleri susuz topraklar gibi çatlamış çile dolu kahır dolu kocalar Gönülleri gurbet gözleri hasret olan al yazmalı analar Çocukluğunu bile yaşamadan Çukurova topraklarına savrulan parmakları kınalı Elifler elleri nasırlı Mehmetler Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öteki yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere Ekici nin hikâyeleri köyden kente göçün doğurduğu kültür ve değerler çatışmasını gündeme taşımasıyla dikkati çeker Geleneksel muhafazakâr değerlerle modern seküler Batıcı değerler arasında gidip gelen halkımızın dram ve trajedilerini etkili bir üslupla kaleme alır Onun öyküleri akıcı sürükleyici etkileyici ve sahici bir dille kaleme alınan bir Türkçe şölenidir

Akçağ Basım Yayım Pazarlama
Çukurova denince sarı sıcak gelir akla Bir de alabildiğine uzanan gelin süzülüşlü ayçiçeği tarlaları Mısır yeşil bir denizdir Çukurova topraklarında Ovaları süsleyen pamuk tarlaları kare karedir Gözleriniz ak benekler serpilmiş o yeşil karelerin derinliklerinde erir Irgatlar görürsünüz Güneşi tepesinde saklayan sıra sıra ırgatlar Şalvarlı başları poşulu gün esmeri insanlar Efkârın diğer adı sıladır buralarda Hasretin öbür yüzü gurbet Gün olur her tarladan yanık bir bozlak dökülür gönüllere bir sıla türküsü yükselir çadırlardan Ala geyik gibi boyun sallarsın Kement atıp yollarımı bağlarsın Kara trenin sesi gece duyulur Hep sıla konuşulur ardından Kara tren veda demektir Kara tren dağları birbirine kavuşturan yanık bir türkü demektir Bazen yare sallanan gül oyalı bir mendil bazen selam götüren bir çift telli turna demektir

TİMAŞ YAYINLARI
Konular yerli ve milli Karakter ve tiplemeler gülmesiyle ağlamasıyla öfke ve hüznüyle bizim insanımız Bu hikayeleri farklı kılan folklorik malzemelerin kullanımı ve sanayileşmeyle gelen değişimin tahlili Zengin bir yüreğin sesi Sıkılmadan zevkle okuyacaksınız