MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yüzleşme 1 — Hamdi Tayfur

Yüzleşme 1
156,00
DiğerDinler Tarihi

Yüzleşme 1

Hamdi Tayfur

Alter Yayınları

2023
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Yüzleşme 1

Hamdi Tayfur

Türkiye de din üzerinden yapılan tartışmaların artık bizzat Kur an ın ve vahyin mahiyeti tartışmalarına dönüşmesi sevindirici bir durumdur Çünkü bir hususun mahiyetini ne liğini kökenlerini tartışmadan onun üzerine bina edilen diğer şeylerin tartışmasını sürdürmek anlamsızdır ve boşa kürek çekmektir Gelenekselci bir Hoca bu tartışmalardan ne kadar üzüntü duyduğunu Bizim gençliğimizde mezhepler tartışılırdı üzülürdük artık Kur an da tartışmaya açıldı ifadeleriyle açıklamıştı Üzülecek bir şey yok çünkü Dücane Cündioğlu nun dediği gibi Olan olmalıydı olacak olan olur o halde olan olur Vahyin mahiyetine dair tartışmalar tüm tarih boyunca yapıldı Abdülkerim Suruş un Muhammed in Sözü başlığı ile yapılan bir röportajının tercüme edilip yayınlanmasıyla yaklaşık on yıl önce dar bir çevrede bu konu yine tartışılmıştı Ancak bu yılki tartışmalar sosyal paylaşım ortamlarının da etkisiyle oldukça geniş bir kesime ulaştı Ulusal basında bile gündeme geldi Ancak kötü olan şey bu tartışmaların karşılıklı atışma kavga tehdit tekfir üzerinden yürümesiydi İşin siyasi erki devreye sokup karşı tarafı yıldırmaya programlarını engellemeye diyanetin bir tarafın görüşünü destekleyen açıklamalar yapmasına hatta ölüm tehditlerine kadar uzaması ise iç karartıcı ve umut kırıcıydı Diğer yandan Mustafa Öztürk ün geçmişte dilin şiddetinden faydalanarak kullandığı muarızlarından hiç de aşağı kalmayan ve karşı tarafı topa tutan aşağılayan ifadeleri hafızalarda yer ettiği ve Öztürk ün bazı muhipleri karşı taraf kadar bu yollara tenezzül ettikleri için kör topal da olsa başlayan bu tartışmalar pek sağlıklı yürüyor gibi görünmüyor ama konunun gündeme gelmesi bile büyük bir kârdır Tartışmada taraf olanlardan bir kesim klasik vahiy görüşünü yani Allah tan lafzı ve manasıyla Cebrail tarafından Peygambere inzalini savunurken Mustafa Öztürk vahyin manasının Allah a lafzının ise Peygambere ait olduğunu iddia etmektedir Mustafa Öztu rk u n görüşünü kaç kişi savunuyor bilmiyorum ama tarihselci görüşe sahip olmalarına rağmen bu iki görüşü de benimsemeyenler Mutezili bakıştan esinlenen Vahiy Allah ın Cebrail vasıtası ile Hz Muhammed in kalbinde yarattığı manadır Lafız mana birliktedir Mantıken de ayrılamazlar Cümlelerin faili Allah tır görüşüne sığındılar Bunlara sorulması gereken soru şu Peygamberin kalbinde veya sıradan bir insanın kalbinde oluşan yaratılmamış tek bir lafız mana var mıdır Eğer yoksa Peygamberin kalbinde yani zihninde yaratılan lafız manaların bunları Allah a hamlederek insanlara sunması dışında diğer insanların zihninde oluşan yaratılmış lafız manalardan farkını ayırt etmemizi sağlayacak geçerli tek bir delil öne sürmemiz mümkün müdür Ancak sanırım asıl mesele bu görüşü savunanların buna sığınarak hem Mustafa Öztürk ün maruz kaldığı duruma düşmek istememeleri hem de imanlarını sağlama alma çabası olsa gerek Çünkü gerçekten de iddia sahibinin kendi iddiasından başka harici bir delille Peygamberin ağzından çıkan ayetlerin diğer insanların ağızlarından çıkanlardan farklı özel lafız manalar olduğunu kanıtlayacak elle tutulur hiçbir delil mevcut değil Sadece inanabilirsiniz O zaman tartışmak niye Bunların kendi içinde daha birçok çelişkileri ve tutarsızlıkları mevcutken bu görüşleri spekülasyondan öte neyle niteleyebiliriz ki Yıl boyunca bu kitapta bir kısmını paylaştığım görüşlerimi muhtelif platformlarda dile getirdim Vahiyle ilgili görüşlerimi açıkça dile getirmeye başladıktan sonra birçok geri dönüş almaya başladım Messenger ve mesaj kutuma her gün akıllarındaki sorular özel problemler duydukları şüpheler inançlarındaki sarsılma yüzünden düştükleri bunalım için çare talepleri inançlarındaki değişimleri çevrelerine nasıl kabul ettireceklerine dair çözüm arayışları eski dönemlerine dair pişmanlık ve kızgınlıkları ile nasıl başa çıkacaklarına dair çözüm istekleri hatta bazen içini dökecek birini bulamadığı için yazılmış onlarca mesaj düş u

D&R
179,76

Alter Yayınları

20231. baskı
2. HamurTürkçe
D&R

Türkiye de din üzerinden yapılan tartışmaların artık bizzat Kur an ın ve vahyin mahiyeti tartışmalarına dönüşmesi sevindirici bir durumdur Çünkü bir hususun mahiyetini ne liğini kökenlerini tartışmadan onun üzerine bina edilen diğer şeylerin tartışmasını sürdürmek anlamsızdır ve boşa kürek çekmektir Gelenekselci bir Hoca bu tartışmalardan ne kadar üzüntü duyduğunu Bizim gençliğimizde mezhepler tartışılırdı üzülürdük artık Kur an da tartışmaya açıldı ifadeleriyle açıklamıştı Üzülecek bir şey yok çünkü Dücane Cündioğlu nun dediği gibi Olan olmalıydı olacak olan olur o halde olan olur Vahyin mahiyetine dair tartışmalar tüm tarih boyunca yapıldı Abdülkerim Suruş un Muhammed in Sözü başlığı ile yapılan bir röportajının tercüme edilip yayınlanmasıyla yaklaşık on yıl önce dar bir çevrede bu konu yine tartışılmıştı Ancak bu yılki tartışmalar sosyal paylaşım ortamlarının da etkisiyle oldukça geniş bir kesime ulaştı Ulusal basında bile gündeme geldi Ancak kötü olan şey bu tartışmaların karşılıklı atışma kavga tehdit tekfir üzerinden yürümesiydi İşin siyasi erki devreye sokup karşı tarafı yıldırmaya programlarını engellemeye diyanetin bir tarafın görüşünü destekleyen açıklamalar yapmasına hatta ölüm tehditlerine kadar uzaması ise iç karartıcı ve umut kırıcıydı Diğer yandan Mustafa Öztürk ün geçmişte dilin şiddetinden faydalanarak kullandığı muarızlarından hiç de aşağı kalmayan ve karşı tarafı topa tutan aşağılayan ifadeleri hafızalarda yer ettiği ve Öztürk ün bazı muhipleri karşı taraf kadar bu yollara tenezzül ettikleri için kör topal da olsa başlayan bu tartışmalar pek sağlıklı yürüyor gibi görünmüyor ama konunun gündeme gelmesi bile büyük bir kârdır Tartışmada taraf olanlardan bir kesim klasik vahiy görüşünü yani Allah tan lafzı ve manasıyla Cebrail tarafından Peygambere inzalini savunurken Mustafa Öztürk vahyin manasının Allah a lafzının ise Peygambere ait olduğunu iddia etmektedir Mustafa Öztu rk u n görüşünü kaç kişi savunuyor bilmiyorum ama tarihselci görüşe sahip olmalarına rağmen bu iki görüşü de benimsemeyenler Mutezili bakıştan esinlenen Vahiy Allah ın Cebrail vasıtası ile Hz Muhammed in kalbinde yarattığı manadır Lafız mana birliktedir Mantıken de ayrılamazlar Cümlelerin faili Allah tır görüşüne sığındılar Bunlara sorulması gereken soru şu Peygamberin kalbinde veya sıradan bir insanın kalbinde oluşan yaratılmamış tek bir lafız mana var mıdır Eğer yoksa Peygamberin kalbinde yani zihninde yaratılan lafız manaların bunları Allah a hamlederek insanlara sunması dışında diğer insanların zihninde oluşan yaratılmış lafız manalardan farkını ayırt etmemizi sağlayacak geçerli tek bir delil öne sürmemiz mümkün müdür Ancak sanırım asıl mesele bu görüşü savunanların buna sığınarak hem Mustafa Öztürk ün maruz kaldığı duruma düşmek istememeleri hem de imanlarını sağlama alma çabası olsa gerek Çünkü gerçekten de iddia sahibinin kendi iddiasından başka harici bir delille Peygamberin ağzından çıkan ayetlerin diğer insanların ağızlarından çıkanlardan farklı özel lafız manalar olduğunu kanıtlayacak elle tutulur hiçbir delil mevcut değil Sadece inanabilirsiniz O zaman tartışmak niye Bunların kendi içinde daha birçok çelişkileri ve tutarsızlıkları mevcutken bu görüşleri spekülasyondan öte neyle niteleyebiliriz ki Yıl boyunca bu kitapta bir kısmını paylaştığım görüşlerimi muhtelif platformlarda dile getirdim Vahiyle ilgili görüşlerimi açıkça dile getirmeye başladıktan sonra birçok geri dönüş almaya başladım Messenger ve mesaj kutuma her gün akıllarındaki sorular özel problemler duydukları şüpheler inançlarındaki sarsılma yüzünden düştükleri bunalım için çare talepleri inançlarındaki değişimleri çevrelerine nasıl kabul ettireceklerine dair çözüm arayışları eski dönemlerine dair pişmanlık ve kızgınlıkları ile nasıl başa çıkacaklarına dair çözüm istekleri hatta bazen içini dökecek birini bulamadığı için yazılmış onlarca mesaj düşüyor Bunların tümünü cevaplandırmaya çalışıyorum Günümün bir iki saati böyle geçmeye başladı Mesaj sahiplerinin çoğu hatta hemen hemen hepsi Facebook taki paylaşımlarıma açıktan tepki vermeyen kişiler Ne bir beğeni ne bir kızgınlık ifadesi ne de bir yorum veya soru Ama belli ki yazılarımı sıkı bir şekilde takip ediyorlar Bazılarının arkadaş listemde bile olmaması beni çok şaşırtıyor Ama dışarıdan yıllardır beni takip edenler varmış Bunlar sadece radikal İslamcı veya iktidara yakın çevrelerden gelen şahıslar değil Farklı birçok cemaatten gelen kişiyle yazışıyorum Mahmutçulardan ve Cübbeli Ahmed in çevresinden Nur cemaatinden hatta Fethullahçılardan bile tanıdıklar var 15 Temmuz travmasının Fethullahçı çevrelerdeki etkisi bazılarında işi dinin asıllarını sorgulamaya kadar götürmüş İlahiyat çevresinden veya imam hatipte okuyanlar ağırlıkta Hemen hepsi muhafazakâr ailelerden geliyor Erkekler kadar kadınlar da var Bunlarla yaptığım yazışmalar bende gizli ve aslında çoğunu da siliyorum Bu kitabın benim açımdan bir diğer önemi de sık sık karşılaştığım sorulara tüm samimiyetimle verdiğim cevaplar oldu Bu sorular çoğunlukla şahsımla alakalı sorulardı Bir dizi cevap yazarak bunları paylaşmıştım Bu kitaba verdiğim cevaplara dair yazıları da aldım Amacım tüm açık yürekliliğimle verdiğim bu cevapların dışında zihinlerde tereddütlerin oluşmasını önlemek ve hakkımda yapılan spekülasyonların önüne geçmekti Ne diyorsam onun dışında bir şey değilim Bunun böyle bilinmesini ve buna göre kanaat belirtilmesini talep ediyorum Siyasi veya güncel olaylara dair bazı paylaşımlar yapsam da yıl içindeki çoğu yazım bahsettiğim konular üzerine oldu Sıralamayı gene tarih sırasına göre yaptım ama devam yazısı niteliğindeki yazıları peş peşe sıraladım Hamdi Tayfur Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
195,00

Alter Yayınları

2023
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Bazı arkadaşlar yaptığım eleştirilere cevap vermek yerine şu tarz çıkışlar yapıyorlar Madem dinle ilişkini kestin neden hâlâ din hakkında yazmaya ve eleştirmeye devam ediyorsun Kendi yoluna gitsene Türkiye de yüzün üzerinde ilahiyat fakültesi ve 35 000 e yakın ilahiyat öğrencisi var mezun olanların sayısını siz hesap edin Beş binin üzerinde imam hatip lisesi ve 1 3 milyondan fazla imam hatip öğrencisi var Kur an kurslarında gayri resmi medreselerde okuyanları hesaba katmıyorum bile Bir de bu okullardaki öğretmen hoca ve öğretim görevlisi sayısını düşünün Bu memlekette okul sayısından fazla cami var Diyanetin bütçesi çok sayıda bakanlığın bütçesinden yüksek Hazırlanan bütçe yetmiyor her sene ek bütçe talep ediyorlar Tüm bunların ve dökülen bunca paranın imamlara duyulan ihtiyaç için veya insanlar daha ahlaklı olsun diye olduğunu mu zannediyorsunuz Hayır İktidara seçmen cepheye şehit olacak asker alanlara muhalifleri coplayacak muhafazakâr polis sanal aleme trol tarikatlara mürit cemaatlere eleman geleceğe dindar nesil yetiştiriliyor İmam hatip ve ilahiyatlar muhafazakâr iktidarın arka bahçesidir çünkü Unutmayalım bu topraklarda din konuşulmadan hiçbir mesele konuşulamaz Din eleştirilmeden hiçbir mesele eleştirilemez dinle yüzleşmeden hiçbir sorun çözülemez Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
195,00

Alter Yayınları

2023
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Türkiye nin alacakaranlık dinî aydınlanması nda maksimal bir adım Bu görüşler sert duygusal reaksiyonlar doğurabilir ama bunun hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum Modernist ilahiyat ancak jenerik düzeyde anlamlı bir alan kısıtlaması barındırıyor ve bu kısıtlama yöntemsel bir tutarlılık göstermiyordu Bunu sanırım 99 da İslâmiyat dergisinde yayımlanan Modernizm ve Postmodernizm Arasında Kutsalın Yitirilişi başlıklı makalede değerlendirmiş ve bu kısıtlamanın tarihselci yöntem de içkin bir ilkeye dayanmadığını ve aşılmasının kaçınılmaz olacağını ileri sürmüştüm Hamdi Tayfur bir süredir ilgiyle izlediğim bir ilim ve cehd erbabı Attığı adımlar ciddi bir yüzleşmenin sancılarıyla dolu olmalı Kendisi bu sancıları ya da bunun doğuracağı öfke patlamalarını değil onları muhtemelen olabildiğince kendisine saklayarak cehdinin ilmî ve fikrî semeresini paylaşıyor Bu nedenle bu paylaşım lar altında duygusal tepki öfke ya da tamtam dansı ilkelliklerine yer yok Buna hevesli olanlar heveslerini deve idrarı gündemleri ne ayarlasınlar Tayfur un görüşlerini serinkanlılıkla değerlendiremeyecek seniz okumasanız da olur Ömür adanmış cehdleri ayaküstü harcamanın bir yararı olmadığını varsa bu ceh din hata kusur bilgisizlik yanılgı ve yanlışlarını görüşlerin iç ve dış tutarsızlık ya da çelişkilerini ortaya koymak dışında anlamlı bir mukabele bulunmadığını anlayalım artık Aklı yeten aynı cehdi göstererek bu görüşe karşı anlamlı ve ikna edici bir karşı görüş geliştirmeye emek vermelidir 25 Ağustos 2017 Doç Dr Vehbi BAŞER Tanıtım Bülteninden

Tamadres
225,00

Alter Yayıncılık

Şubat 2023392 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Türkiye nin alacakaranlık dinî aydınlanması nda maksimal bir adım Bu görüşler sert duygusal reaksiyonlar doğurabilir ama bunun hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum Modernist ilahiyat ancak jenerik düzeyde anlamlı bir alan kısıtlaması barındırıyor ve bu kısıtlama yöntemsel bir tutarlılık göstermiyordu Bunu sanırım 99 da İslâmiyat dergisinde yayımlanan Modernizm ve Postmodernizm Arasında Kutsalın Yitirilişi başlıklı makalede değerlendirmiş ve bu kısıtlamanın tarihselci yöntem de içkin bir ilkeye dayanmadığını ve aşılmasının kaçınılmaz olacağını ileri sürmüştüm Hamdi Tayfur bir süredir ilgiyle izlediğim bir ilim ve cehd erbabı Attığı adımlar ciddi bir yüzleşmenin sancılarıyla dolu olmalı Kendisi bu sancıları ya da bunun doğuracağı öfke patlamalarını değil onları muhtemelen olabildiğince kendisine saklayarak cehdinin ilmî ve fikrî semeresini paylaşıyor Bu nedenle bu paylaşım lar altında duygusal tepki öfke ya da tamtam dansı ilkelliklerine yer yok Buna hevesli olanlar heveslerini deve idrarı gündemleri ne ayarlasınlar Tayfur un görüşlerini serinkanlılıkla değerlendiremeyecek seniz okumasanız da olur Ömür adanmış cehdleri ayaküstü harcamanın bir yararı olmadığını varsa bu ceh din hata kusur bilgisizlik yanılgı ve yanlışlarını görüşlerin iç ve dış tutarsızlık ya da çelişkilerini ortaya koymak dışında anlamlı bir mukabele bulunmadığını anlayalım artık Aklı yeten aynı cehdi göstererek bu görüşe karşı anlamlı ve ikna edici bir karşı görüş geliştirmeye emek vermelidir 25 Ağustos 2017 Doç Dr Vehbi BAŞER

D&R
230,70

Alter Yayınları

20231. baskı
2. HamurTürkçe
D&R

Türkiye nin alacakaranlık dinî aydınlanması nda maksimal bir adım Bu görüşler sert duygusal reaksiyonlar doğurabilir ama bunun hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum Modernist ilahiyat ancak jenerik düzeyde anlamlı bir alan kısıtlaması barındırıyor ve bu kısıtlama yöntemsel bir tutarlılık göstermiyordu Bunu sanırım 99 da İslâmiyat dergisinde yayımlanan Modernizm ve Postmodernizm Arasında Kutsalın Yitirilişi başlıklı makalede değerlendirmiş ve bu kısıtlamanın tarihselci yöntem de içkin bir ilkeye dayanmadığını ve aşılmasının kaçınılmaz olacağını ileri sürmüştüm Hamdi Tayfur bir süredir ilgiyle izlediğim bir ilim ve cehd erbabı Attığı adımlar ciddi bir yüzleşmenin sancılarıyla dolu olmalı Kendisi bu sancıları ya da bunun doğuracağı öfke patlamalarını değil onları muhtemelen olabildiğince kendisine saklayarak cehdinin ilmî ve fikrî semeresini paylaşıyor Bu nedenle bu paylaşım lar altında duygusal tepki öfke ya da tamtam dansı ilkelliklerine yer yok Buna hevesli olanlar heveslerini deve idrarı gündemleri ne ayarlasınlar Tayfur un görüşlerini serinkanlılıkla değerlendiremeyecek seniz okumasanız da olur Ömür adanmış cehdleri ayaküstü harcamanın bir yararı olmadığını varsa bu ceh din hata kusur bilgisizlik yanılgı ve yanlışlarını görüşlerin iç ve dış tutarsızlık ya da çelişkilerini ortaya koymak dışında anlamlı bir mukabele bulunmadığını anlayalım artık Aklı yeten aynı cehdi göstererek bu görüşe karşı anlamlı ve ikna edici bir karşı görüş geliştirmeye emek vermelidir 25 Ağustos 2017Doç Dr Vehbi BAŞER Tanıtım Bülteninden

Kita Kitap
240,00

Alter Yayıncılık

Ocak 20231. baskı120 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Türkiye de din üzerinden yapılan tartışmaların artık bizzat Kur an ın ve vahyin mahiyeti tartışmalarına dönüşmesi sevindirici bir durumdur Çünkü bir hususun mahiyetini ne liğini kökenlerini tartışmadan onun üzerine bina edilen diğer şeylerin tartışmasını sürdürmek anlamsızdır ve boşa kürek çekmektir Gelenekselci bir Hoca bu tartışmalardan ne kadar üzüntü duyduğunu Bizim gençliğimizde mezhepler tartışılırdı üzülürdük artık Kur an da tartışmaya açıldı ifadeleriyle açıklamıştı Üzülecek bir şey yok çünkü Dücane Cündioğlu nun dediği gibi Olan olmalıydı olacak olan olur o halde olan olur Vahyin mahiyetine dair tartışmalar tüm tarih boyunca yapıldı Abdülkerim Suruş un Muhammed in Sözü başlığı ile yapılan bir röportajının tercüme edilip yayınlanmasıyla yaklaşık on yıl önce dar bir çevrede bu konu yine tartışılmıştı Ancak bu yılki tartışmalar sosyal paylaşım ortamlarının da etkisiyle oldukça geniş bir kesime ulaştı Ulusal basında bile gündeme geldi Ancak kötü olan şey bu tartışmaların karşılıklı atışma kavga tehdit tekfir üzerinden yürümesiydi İşin siyasi erki devreye sokup karşı tarafı yıldırmaya programlarını engellemeye diyanetin bir tarafın görüşünü destekleyen açıklamalar yapmasına hatta ölüm tehditlerine kadar uzaması ise iç karartıcı ve umut kırıcıydı Diğer yandan Mustafa Öztürk ün geçmişte dilin şiddetinden faydalanarak kullandığı muarızlarından hiç de aşağı kalmayan ve karşı tarafı topa tutan aşağılayan ifadeleri hafızalarda yer ettiği ve Öztürk ün bazı muhipleri karşı taraf kadar bu yollara tenezzül ettikleri için kör topal da olsa başlayan bu tartışmalar pek sağlıklı yürüyor gibi görünmüyor ama konunun gündeme gelmesi bile büyük bir kârdır Tartışmada taraf olanlardan bir kesim klasik vahiy görüşünü yani Allah tan lafzı ve manasıyla Cebrail tarafından Peygambere inzalini savunurken Mustafa Öztürk vahyin manasının Allah a lafzının ise Peygambere ait olduğunu iddia etmektedir Mustafa Öztu rk u n görüşünü kaç kişi savunuyor bilmiyorum ama tarihselci görüşe sahip olmalarına rağmen bu iki görüşü de benimsemeyenler Mutezili bakıştan esinlenen Vahiy Allah ın Cebrail vasıtası ile Hz Muhammed in kalbinde yarattığı manadır Lafız mana birliktedir Mantıken de ayrılamazlar Cümlelerin faili Allah tır görüşüne sığındılar Bunlara sorulması gereken soru şu Peygamberin kalbinde veya sıradan bir insanın kalbinde oluşan yaratılmamış tek bir lafız mana var mıdır Eğer yoksa Peygamberin kalbinde yani zihninde yaratılan lafız manaların bunları Allah a hamlederek insanlara sunması dışında diğer insanların zihninde oluşan yaratılmış lafız manalardan farkını ayırt etmemizi sağlayacak geçerli tek bir delil öne sürmemiz mümkün müdür Ancak sanırım asıl mesele bu görüşü savunanların buna sığınarak hem Mustafa Öztürk ün maruz kaldığı duruma düşmek istememeleri hem de imanlarını sağlama alma çabası olsa gerek Çünkü gerçekten de iddia sahibinin kendi iddiasından başka harici bir delille Peygamberin ağzından çıkan ayetlerin diğer insanların ağızlarından çıkanlardan farklı özel lafız manalar olduğunu kanıtlayacak elle tutulur hiçbir delil mevcut değil Sadece inanabilirsiniz O zaman tartışmak niye Bunların kendi içinde daha birçok çelişkileri ve tutarsızlıkları mevcutken bu görüşleri spekülasyondan öte neyle niteleyebiliriz ki Yıl boyunca bu kitapta bir kısmını paylaştığım görüşlerimi muhtelif platformlarda dile getirdim Vahiyle ilgili görüşlerimi açıkça dile getirmeye başladıktan sonra birçok geri dönüş almaya başladım Messenger ve mesaj kutuma her gün akıllarındaki sorular özel problemler duydukları şüpheler inançlarındaki sarsılma yüzünden düştükleri bunalım için çare talepleri inançlarındaki değişimleri çevrelerine nasıl kabul ettireceklerine dair çözüm arayışları eski dönemlerine dair pişmanlık ve kızgınlıkları ile nasıl başa çıkacaklarına dair çözüm istekleri hatta bazen içini dökecek birini bulamadığı için yazılmış onlarca mesaj düşüyor Bunların tümünü cevaplandırmaya çalışıyorum Günümün bir iki saati böyle geçmeye başladı Mesaj sahiplerinin çoğu hatta hemen hemen hepsi Facebook taki paylaşımlarıma açıktan tepki vermeyen kişiler Ne bir beğeni ne bir kızgınlık ifadesi ne de bir yorum veya soru Ama belli ki yazılarımı sıkı bir şekilde takip ediyorlar Bazılarının arkadaş listemde bile olmaması beni çok şaşırtıyor Ama dışarıdan yıllardır beni takip edenler varmış Bunlar sadece radikal İslamcı veya iktidara yakın çevrelerden gelen şahıslar değil Farklı birçok cemaatten gelen kişiyle yazışıyorum Mahmutçulardan ve Cübbeli Ahmed in çevresinden Nur cemaatinden hatta Fethullahçılardan bile tanıdıklar var 15 Temmuz travmasının Fethullahçı çevrelerdeki etkisi bazılarında işi dinin asıllarını sorgulamaya kadar götürmüş İlahiyat çevresinden veya imam hatipte okuyanlar ağırlıkta Hemen hepsi muhafazakâr ailelerden geliyor Erkekler kadar kadınlar da var Bunlarla yaptığım yazışmalar bende gizli ve aslında çoğunu da siliyorum Bu kitabın benim açımdan bir diğer önemi de sık sık karşılaştığım sorulara tüm samimiyetimle verdiğim cevaplar oldu Bu sorular çoğunlukla şahsımla alakalı sorulardı Bir dizi cevap yazarak bunları paylaşmıştım Bu kitaba verdiğim cevaplara dair yazıları da aldım Amacım tüm açık yürekliliğimle verdiğim bu cevapların dışında zihinlerde tereddütlerin oluşmasını önlemek ve hakkımda yapılan spekülasyonların önüne geçmekti Ne diyorsam onun dışında bir şey değilim Bunun böyle bilinmesini ve buna göre kanaat belirtilmesini talep ediyorum Siyasi veya güncel olaylara dair bazı paylaşımlar yapsam da yıl içindeki çoğu yazım bahsettiğim konular üzerine oldu Sıralamayı gene tarih sırasına göre yaptım ama devam yazısı niteliğindeki yazıları peş peşe sıraladım Hamdi Tayfur img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kita Kitap
300,00

Alter Yayıncılık

Ocak 20231. baskı120 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Türkiye nin alacakaranlık dinî aydınlanması nda maksimal bir adım Bu görüşler sert duygusal reaksiyonlar doğurabilir ama bunun hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum Modernist ilahiyat ancak jenerik düzeyde anlamlı bir alan kısıtlaması barındırıyor ve bu kısıtlama yöntemsel bir tutarlılık göstermiyordu Bunu sanırım 99 da İslâmiyat dergisinde yayımlanan Modernizm ve Postmodernizm Arasında Kutsalın Yitirilişi başlıklı makalede değerlendirmiş ve bu kısıtlamanın tarihselci yöntem de içkin bir ilkeye dayanmadığını ve aşılmasının kaçınılmaz olacağını ileri sürmüştüm Hamdi Tayfur bir süredir ilgiyle izlediğim bir ilim ve cehd erbabı Attığı adımlar ciddi bir yüzleşmenin sancılarıyla dolu olmalı Kendisi bu sancıları ya da bunun doğuracağı öfke patlamalarını değil onları muhtemelen olabildiğince kendisine saklayarak cehdinin ilmî ve fikrî semeresini paylaşıyor Bu nedenle bu paylaşım lar altında duygusal tepki öfke ya da tamtam dansı ilkelliklerine yer yok Buna hevesli olanlar heveslerini deve idrarı gündemleri ne ayarlasınlar Tayfur un görüşlerini serinkanlılıkla değerlendiremeyecek seniz okumasanız da olur Ömür adanmış cehdleri ayaküstü harcamanın bir yararı olmadığını varsa bu ceh din hata kusur bilgisizlik yanılgı ve yanlışlarını görüşlerin iç ve dış tutarsızlık ya da çelişkilerini ortaya koymak dışında anlamlı bir mukabele bulunmadığını anlayalım artık Aklı yeten aynı cehdi göstererek bu görüşe karşı anlamlı ve ikna edici bir karşı görüş geliştirmeye emek vermelidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kita Kitap
300,00

Alter Yayıncılık

Ocak 20231. baskı120 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Bazı arkadaşlar yaptığım eleştirilere cevap vermek yerine şu tarz çıkışlar yapıyorlar Madem dinle ilişkini kestin neden hâlâ din hakkında yazmaya ve eleştirmeye devam ediyorsun Kendi yoluna gitsene Türkiye de yüzün üzerinde ilahiyat fakültesi ve 35 000 e yakın ilahiyat öğrencisi var mezun olanların sayısını siz hesap edin Beş binin üzerinde imam hatip lisesi ve 1 3 milyondan fazla imam hatip öğrencisi var Kur an kurslarında gayri resmi medreselerde okuyanları hesaba katmıyorum bile Bir de bu okullardaki öğretmen hoca ve öğretim görevlisi sayısını düşünün Bu memlekette okul sayısından fazla cami var Diyanetin bütçesi çok sayıda bakanlığın bütçesinden yüksek Hazırlanan bütçe yetmiyor her sene ek bütçe talep ediyorlar Tüm bunların ve dökülen bunca paranın imamlara duyulan ihtiyaç için veya insanlar daha ahlaklı olsun diye olduğunu mu zannediyorsunuz Hayır İktidara seçmen cepheye şehit olacak asker alanlara muhalifleri coplayacak muhafazakâr polis sanal aleme trol tarikatlara mürit cemaatlere eleman geleceğe dindar nesil yetiştiriliyor İmam hatip ve ilahiyatlar muhafazakâr iktidarın arka bahçesidir çünkü Unutmayalım bu topraklarda din konuşulmadan hiçbir mesele konuşulamaz Din eleştirilmeden hiçbir mesele eleştirilemez dinle yüzleşmeden hiçbir sorun çözülemez img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kitap Yurdu

ALTER YAYINCILIK

26.01.2023120 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Bazı arkadaşlar yaptığım eleştirilere cevap vermek yerine şu tarz çıkışlar yapıyorlar Madem dinle ilişkini kestin neden hâlâ din hakkında yazmaya ve eleştirmeye devam ediyorsun Kendi yoluna gitsene Türkiye de yüzün üzerinde ilahiyat fakültesi ve 35 000 e yakın ilahiyat öğrencisi var mezun olanların sayısını siz hesap edin Beş binin üzerinde imam hatip lisesi ve 1 3 milyondan fazla imam hatip öğrencisi var Kur an kurslarında gayri resmi medreselerde okuyanları hesaba katmıyorum bile Bir de bu okullardaki öğretmen hoca ve öğretim görevlisi sayısını düşünün Bu memlekette okul sayısından fazla cami var Diyanetin bütçesi çok sayıda bakanlığın bütçesinden yüksek Hazırlanan bütçe yetmiyor her sene ek bütçe talep ediyorlar Tüm bunların ve dökülen bunca paranın imamlara duyulan ihtiyaç için veya insanlar daha ahlaklı olsun diye olduğunu mu zannediyorsunuz Hayır İktidara seçmen cepheye şehit olacak asker alanlara muhalifleri coplayacak muhafazakâr polis sanal aleme trol tarikatlara mürit cemaatlere eleman geleceğe dindar nesil yetiştiriliyor İmam hatip ve ilahiyatlar muhafazakâr iktidarın arka bahçesidir çünkü Unutmayalım bu topraklarda din konuşulmadan hiçbir mesele konuşulamaz Din eleştirilmeden hiçbir mesele eleştirilemez dinle yüzleşmeden hiçbir sorun çözülemez

Kitap Yurdu

ALTER YAYINCILIK

26.01.2023120 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Türkiye nin alacakaranlık dinî aydınlanması nda maksimal bir adım Bu görüşler sert duygusal reaksiyonlar doğurabilir ama bunun hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum Modernist ilahiyat ancak jenerik düzeyde anlamlı bir alan kısıtlaması barındırıyor ve bu kısıtlama yöntemsel bir tutarlılık göstermiyordu Bunu sanırım 99 da İslâmiyat dergisinde yayımlanan Modernizm ve Postmodernizm Arasında Kutsalın Yitirilişi başlıklı makalede değerlendirmiş ve bu kısıtlamanın tarihselci yöntem de içkin bir ilkeye dayanmadığını ve aşılmasının kaçınılmaz olacağını ileri sürmüştüm Hamdi Tayfur bir süredir ilgiyle izlediğim bir ilim ve cehd erbabı Attığı adımlar ciddi bir yüzleşmenin sancılarıyla dolu olmalı Kendisi bu sancıları ya da bunun doğuracağı öfke patlamalarını değil onları muhtemelen olabildiğince kendisine saklayarak cehdinin ilmî ve fikrî semeresini paylaşıyor Bu nedenle bu paylaşım lar altında duygusal tepki öfke ya da tamtam dansı ilkelliklerine yer yok Buna hevesli olanlar heveslerini deve idrarı gündemleri ne ayarlasınlar Tayfur un görüşlerini serinkanlılıkla değerlendiremeyecek seniz okumasanız da olur Ömür adanmış cehdleri ayaküstü harcamanın bir yararı olmadığını varsa bu ceh din hata kusur bilgisizlik yanılgı ve yanlışlarını görüşlerin iç ve dış tutarsızlık ya da çelişkilerini ortaya koymak dışında anlamlı bir mukabele bulunmadığını anlayalım artık Aklı yeten aynı cehdi göstererek bu görüşe karşı anlamlı ve ikna edici bir karşı görüş geliştirmeye emek vermelidir 25 Ağustos 2017 Doç Dr Vehbi BAŞER

Kitap Yurdu

ALTER YAYINCILIK

26.01.2023120 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Türkiye de din üzerinden yapılan tartışmaların artık bizzat Kur an ın ve vahyin mahiyeti tartışmalarına dönüşmesi sevindirici bir durumdur Çünkü bir hususun mahiyetini ne liğini kökenlerini tartışmadan onun üzerine bina edilen diğer şeylerin tartışmasını sürdürmek anlamsızdır ve boşa kürek çekmektir Gelenekselci bir Hoca bu tartışmalardan ne kadar üzüntü duyduğunu Bizim gençliğimizde mezhepler tartışılırdı üzülürdük artık Kur an da tartışmaya açıldı ifadeleriyle açıklamıştı Üzülecek bir şey yok çünkü Dücane Cündioğlu nun dediği gibi Olan olmalıydı olacak olan olur o halde olan olur Vahyin mahiyetine dair tartışmalar tüm tarih boyunca yapıldı Abdülkerim Suruş un Muhammed in Sözü başlığı ile yapılan bir röportajının tercüme edilip yayınlanmasıyla yaklaşık on yıl önce dar bir çevrede bu konu yine tartışılmıştı Ancak bu yılki tartışmalar sosyal paylaşım ortamlarının da etkisiyle oldukça geniş bir kesime ulaştı Ulusal basında bile gündeme geldi Ancak kötü olan şey bu tartışmaların karşılıklı atışma kavga tehdit tekfir üzerinden yürümesiydi İşin siyasi erki devreye sokup karşı tarafı yıldırmaya programlarını engellemeye diyanetin bir tarafın görüşünü destekleyen açıklamalar yapmasına hatta ölüm tehditlerine kadar uzaması ise iç karartıcı ve umut kırıcıydı Diğer yandan Mustafa Öztürk ün geçmişte dilin şiddetinden faydalanarak kullandığı muarızlarından hiç de aşağı kalmayan ve karşı tarafı topa tutan aşağılayan ifadeleri hafızalarda yer ettiği ve Öztürk ün bazı muhipleri karşı taraf kadar bu yollara tenezzül ettikleri için kör topal da olsa başlayan bu tartışmalar pek sağlıklı yürüyor gibi görünmüyor ama konunun gündeme gelmesi bile büyük bir kârdır Tartışmada taraf olanlardan bir kesim klasik vahiy görüşünü yani Allah tan lafzı ve manasıyla Cebrail tarafından Peygambere inzalini savunurken Mustafa Öztürk vahyin manasının Allah a lafzının ise Peygambere ait olduğunu iddia etmektedir Mustafa Öztu rk u n görüşünü kaç kişi savunuyor bilmiyorum ama tarihselci görüşe sahip olmalarına rağmen bu iki görüşü de benimsemeyenler Mutezili bakıştan esinlenen Vahiy Allah ın Cebrail vasıtası ile Hz Muhammed in kalbinde yarattığı manadır Lafız mana birliktedir Mantıken de ayrılamazlar Cümlelerin faili Allah tır görüşüne sığındılar Bunlara sorulması gereken soru şu Peygamberin kalbinde veya sıradan bir insanın kalbinde oluşan yaratılmamış tek bir lafız mana var mıdır Eğer yoksa Peygamberin kalbinde yani zihninde yaratılan lafız manaların bunları Allah a hamlederek insanlara sunması dışında diğer insanların zihninde oluşan yaratılmış lafız manalardan farkını ayırt etmemizi sağlayacak geçerli tek bir delil öne sürmemiz mümkün müdür Ancak sanırım asıl mesele bu görüşü savunanların buna sığınarak hem Mustafa Öztürk ün maruz kaldığı duruma düşmek istememeleri hem de imanlarını sağlama alma çabası olsa gerek Çünkü gerçekten de iddia sahibinin kendi iddiasından başka harici bir delille Peygamberin ağzından çıkan ayetlerin diğer insanların ağızlarından çıkanlardan farklı özel lafız manalar olduğunu kanıtlayacak elle tutulur hiçbir delil mevcut değil Sadece inanabilirsiniz O zaman tartışmak niye Bunların kendi içinde daha birçok çelişkileri ve tutarsızlıkları mevcutken bu görüşleri spekülasyondan öte neyle niteleyebiliriz ki Yıl boyunca bu kitapta bir kısmını paylaştığım görüşlerimi muhtelif platformlarda dile getirdim Vahiyle ilgili görüşlerimi açıkça dile getirmeye başladıktan sonra birçok geri dönüş almaya başladım Messenger ve mesaj kutuma her gün akıllarındaki sorular özel problemler duydukları şüpheler inançlarındaki sarsılma yüzünden düştükleri bunalım için çare talepleri inançlarındaki değişimleri çevrelerine nasıl kabul ettireceklerine dair çözüm arayışları eski dönemlerine dair pişmanlık ve kızgınlıkları ile nasıl başa çıkacaklarına dair çözüm istekleri hatta bazen içini dökecek birini bulamadığı için yazılmış onlarca mesaj düşüyor Bunların tümünü cevaplandırmaya çalışıyorum Günümün bir iki saati böyle geçmeye başladı Mesaj sahiplerinin çoğu hatta hemen hemen hepsi Facebook taki paylaşımlarıma açıktan tepki vermeyen kişiler Ne bir beğeni ne bir kızgınlık ifadesi ne de bir yorum veya soru Ama belli ki yazılarımı sıkı bir şekilde takip ediyorlar Bazılarının arkadaş listemde bile olmaması beni çok şaşırtıyor Ama dışarıdan yıllardır beni takip edenler varmış Bunlar sadece radikal İslamcı veya iktidara yakın çevrelerden gelen şahıslar değil Farklı birçok cemaatten gelen kişiyle yazışıyorum Mahmutçulardan ve Cübbeli Ahmed in çevresinden Nur cemaatinden hatta Fethullahçılardan bile tanıdıklar var 15 Temmuz travmasının Fethullahçı çevrelerdeki etkisi bazılarında işi dinin asıllarını sorgulamaya kadar götürmüş İlahiyat çevresinden veya imam hatipte okuyanlar ağırlıkta Hemen hepsi muhafazakâr ailelerden geliyor Erkekler kadar kadınlar da var Bunlarla yaptığım yazışmalar bende gizli ve aslında çoğunu da siliyorum Bu kitabın benim açımdan bir diğer önemi de sık sık karşılaştığım sorulara tüm samimiyetimle verdiğim cevaplar oldu Bu sorular çoğunlukla şahsımla alakalı sorulardı Bir dizi cevap yazarak bunları paylaşmıştım Bu kitaba verdiğim cevaplara dair yazıları da aldım Amacım tüm açık yürekliliğimle verdiğim bu cevapların dışında zihinlerde tereddütlerin oluşmasını önlemek ve hakkımda yapılan spekülasyonların önüne geçmekti Ne diyorsam onun dışında bir şey değilim Bunun böyle bilinmesini ve buna göre kanaat belirtilmesini talep ediyorum Siyasi veya güncel olaylara dair bazı paylaşımlar yapsam da yıl içindeki çoğu yazım bahsettiğim konular üzerine oldu Sıralamayı gene tarih sırasına göre yaptım ama devam yazısı niteliğindeki yazıları peş peşe sıraladım Hamdi Tayfur