Zalha nın Oğlu — Ümmet Yücel

Zalha nın Oğlu
Ümmet YücelKarahan Kitabevi
Zalha nın Oğlu
Ümmet YücelMemed in niyeti doğrudan Adana ya gelmek değildi tabi Malatya daki garaja bir kere geri çıkmış kapısının dışında epeyce beklemişti Kapıdan çıkmakta olan bir otobüsün muavini haydi Maraş Maraş diye bağırınca hemen kopmuş binmiş gece yarısından sonra Maraş a gelmişti Bu saatten sonra hiçbir yere otobüs olmaz denilince mecburen orda sabahı beklemiş sabah kalkan ilk otobüse binip Antep e gitmişti Akşama kadar Antep te dolaşıp durmuştu hep ama ne gözünün önünü görüyor ne kendinin farkında ne yedi ne içti nereleri dolaştı bilmiyordu pek Hayalet gibi dolaşıp durmuştu öyle Akşam olunca gene epeyce dolaşıp garajı bulmuş garajda gezinirken de Ceyhan ı düşünmüştü tekrar tekrar sonra doğudan gelen bir otobüse binip gece yarısına doğru Ceyhan a gelmişti Ama tam üç günden beri işte bu köprü başında ve caddenin kuzeyindeki bu büyük garajın çevresinde dolanıp duruyordu Geceleri ise bu garajda veya bu çevrede uygun bir yer bulup kıvrılıp yatıyordu Zaten her vakit garajın iç tarafındaki ve dış tarafındaki duvar diplerinde veya oralardaki ağaçların altında yatıp uzananlar uyuyanlar bir araya gelip sohbet edenler hiç eksik olmadığı gibi Gece yarısıyla şafak vakti arası hariç buralara gelip gidenin girip çıkanın haddi hesabı yok Sanki hem işçi hem işsiz hem de bir garipler durağıydı burası Büyük caminin önündeki o bildiği parkta da iş arayanlar toplanıyor işçi arayanlar oraya da uğruyorlar ama burada da bu işin döndüğünü biliyordu Memet

Karahan Kitabevi
Memed in niyeti doğrudan Adana ya gelmek değildi tabi Malatya daki garaja bir kere geri çıkmış kapısının dışında epeyce beklemişti Kapıdan çıkmakta olan bir otobüsün muavini haydi Maraş Maraş diye bağırınca hemen kopmuş binmiş gece yarısından sonra Maraş a gelmişti Bu saatten sonra hiçbir yere otobüs olmaz denilince mecburen orda sabahı beklemiş sabah kalkan ilk otobüse binip Antep e gitmişti Akşama kadar Antep te dolaşıp durmuştu hep ama ne gözünün önünü görüyor ne kendinin farkında ne yedi ne içti nereleri dolaştı bilmiyordu pek Hayalet gibi dolaşıp durmuştu öyle Akşam olunca gene epeyce dolaşıp garajı bulmuş garajda gezinirken de Ceyhan ı düşünmüştü tekrar tekrar sonra doğudan gelen bir otobüse binip gece yarısına doğru Ceyhan a gelmişti Ama tam üç günden beri işte bu köprü başında ve caddenin kuzeyindeki bu büyük garajın çevresinde dolanıp duruyordu Geceleri ise bu garajda veya bu çevrede uygun bir yer bulup kıvrılıp yatıyordu Zaten her vakit garajın iç tarafındaki ve dış tarafındaki duvar diplerinde veya oralardaki ağaçların altında yatıp uzananlar uyuyanlar bir araya gelip sohbet edenler hiç eksik olmadığı gibi Gece yarısıyla şafak vakti arası hariç buralara gelip gidenin girip çıkanın haddi hesabı yok Sanki hem işçi hem işsiz hem de bir garipler durağıydı burası Büyük caminin önündeki o bildiği parkta da iş arayanlar toplanıyor işçi arayanlar oraya da uğruyorlar ama burada da bu işin döndüğünü biliyordu Memet

Karahan Kitabevi
Mart ayı biraz soğuk ve yağışlı geçti ama Nisan ayının ikinci yarısındayız epeydir hava çok güzel ve sıcak Cey han Irmağı nın denize kavuştuğu yerin yakınındaki bir ağacın altında oturan bir adam ırmağın denize girişini o suların şenlik yapar gibi kavuşup karışmalarını izliyor Bulanıklığın belirgin olduğu sahildeki çamurlu kesimden uzun bacaklı alaca kanatlı iki çamur kuşu aniden havalanıp birbirlerinin etrafında döndükten sonra çamurluğun kuruymuş gibi görün düğü biraz berideki ağaçların yakın bir yerine yan yana konuverdiler Bir iki dönüp ötüp sonra karşılıklı diz çöktüler uzun bacaklarının üstüne ucuca getirdikleri uzun ince gagalarını birbiri etrafında çember çizer gibi çevirdiler bir süre Biri kanat çırpıp kalkıverdi diğerinin üzerine konmaya çalışıyor şimdi Daha berideki bir ağacın dibine yakın bir yerde topraktan çıkalı çok olmamış bir yeşillik görünüyor Tarlalardan denize inen yağmur sularının daha önce göllendiği yerde bitmişler belli ki rüzgârda yeni yeni sallanan boylarına anca bu günlerde kavuşmuş olan o otların içinde on onbeş kadar serçe zor seçiliyor Başka zaman bir kere gagalayıp baş kaldırıp üç yöne bakıveren o serçeler ot yemeye öyle bir kaptırmışlar ki kendilerini Bunlar garanti aş veriyor diyor insan kendi kendine Şaka yollu tabi ve sonra Hepsi dişi mi ki diye düşünüp yılışıyor insan Ama belli ki çok özlemişler bu günlerde böyle taze otları bulmak zor tabi Tabi şu da var ki ilk kuluçka dönemleri yak laşıyor artık onun için vücutları çok istiyor olsa gerek Sanki biçer gibi gidiyorlar önlerindeki otların renk ve boy farkı arkadakilerden bayağı seçiliyor Sözleşmişler gibi hiç sesleri de çıkmıyor hiç ses istemedikleri de belli zaten Fakat güür diye kalıp gibi aniden havalandılar onları huylandıran şey kıyıdaki çamur kuşlarının birden uçuverip çığlık atmasıydı tabi Ona sebep olan da önündeki geri dönen dalgaya göğüs vurup havalandıran ve büyük bir haşırtıyla sahile doğru tepe üstü devriliveren koca bir dalgaydı İşte Akdeniz in ta ortalarından beri artık yavaş yavaş birbirini iteleyip duran beyaz başlı dalgaların ikindi vaktinin habercisidir diye gönderdikleri öncü dalgalar başlamıştı artık

Karahan Kitabevi
Memed in niyeti doğrudan Adana ya gelmek değildi tabi Malatya daki garaja bir kere geri çıkmış kapısının dışında epeyce beklemişti Kapıdan çıkmakta olan bir otobüsün muavini haydi Maraş Maraş diye bağırınca hemen kopmuş binmiş gece yarısından sonra Maraş a gelmişti Bu saatten sonra hiçbir yere otobüs olmaz denilince mecburen orda sabahı beklemiş sabah kalkan ilk otobüse binip Antep e gitmişti Akşama kadar Antep te dolaşıp durmuştu hep ama ne gözünün önünü görüyor ne kendinin farkında ne yedi ne içti nereleri dolaştı bilmiyordu pek Hayalet gibi dolaşıp durmuştu öyle Akşam olunca gene epeyce dolaşıp garajı bulmuş garajda gezinirken de Ceyhan ı düşünmüştü tekrar tekrar sonra doğudan gelen bir otobüse binip gece yarısına doğru Ceyhan a gelmişti Ama tam üç günden beri işte bu köprü başında ve caddenin kuzeyindeki bu büyük garajın çevresinde dolanıp duruyordu Geceleri ise bu garajda veya bu çevrede uygun bir yer bulup kıvrılıp yatıyordu Zaten her vakit garajın iç tarafındaki ve dış tarafındaki duvar diplerinde veya oralardaki ağaçların altında yatıp uzananlar uyuyanlar bir araya gelip sohbet edenler hiç eksik olmadığı gibi Gece yarısıyla şafak vakti arası hariç buralara gelip gidenin girip çıkanın haddi hesabı yok Sanki hem işçi hem işsiz hem de bir garipler durağıydı burası Büyük caminin önündeki o bildiği parkta da iş arayanlar toplanıyor işçi arayanlar oraya da uğruyorlar ama burada da bu işin döndüğünü biliyordu Memet

Karahan
Mart ayı biraz soğuk ve yağışlı geçti ama Nisan ayının ikinci yarısındayız epeydir hava çok güzel ve sıcak Cey han Irmağı nın denize kavuştuğu yerin yakınındaki bir ağacın altında oturan bir adam ırmağın denize girişini o suların şenlik yapar gibi kavuşup karışmalarını izliyor Bulanıklığın belirgin olduğu sahildeki çamurlu kesimden uzun bacaklı alaca kanatlı iki çamur kuşu aniden havalanıp birbirlerinin etrafında döndükten sonra çamurluğun kuruymuş gibi görün düğü biraz berideki ağaçların yakın bir yerine yan yana konuverdiler Bir iki dönüp ötüp sonra karşılıklı diz çöktüler uzun bacaklarının üstüne ucuca getirdikleri uzun ince gagalarını birbiri etrafında çember çizer gibi çevirdiler bir süre Biri kanat çırpıp kalkıverdi diğerinin üzerine konmaya çalışıyor şimdi Daha berideki bir ağacın dibine yakın bir yerde topraktan çıkalı çok olmamış bir yeşillik görünüyor Tarlalardan denize inen yağmur sularının daha önce göllendiği yerde bitmişler belli ki rüzgârda yeni yeni sallanan boylarına anca bu günlerde kavuşmuş olan o otların içinde on onbeş kadar serçe zor seçiliyor Başka zaman bir kere gagalayıp baş kaldırıp üç yöne bakıveren o serçeler ot yemeye öyle bir kaptırmışlar ki kendilerini Bunlar garanti aş veriyor diyor insan kendi kendine Şaka yollu tabi ve sonra Hepsi dişi mi ki diye düşünüp yılışıyor insan Ama belli ki çok özlemişler bu günlerde böyle taze otları bulmak zor tabi Tabi şu da var ki ilk kuluçka dönemleri yak laşıyor artık onun için vücutları çok istiyor olsa gerek Sanki biçer gibi gidiyorlar önlerindeki otların renk ve boy farkı arkadakilerden bayağı seçiliyor Sözleşmişler gibi hiç sesleri de çıkmıyor hiç ses istemedikleri de belli zaten Fakat güür diye kalıp gibi aniden havalandılar onları huylandıran şey kıyıdaki çamur kuşlarının birden uçuverip çığlık atmasıydı tabi Ona sebep olan da önündeki geri dönen dalgaya göğüs vurup havalandıran ve büyük bir haşırtıyla sahile doğru tepe üstü devriliveren koca bir dalgaydı İşte Akdeniz in ta ortalarından beri artık yavaş yavaş birbirini iteleyip duran beyaz başlı dalgaların ikindi vaktinin habercisidir diye gönderdikleri öncü dalgalar başlamıştı artık