Zaman Hırsızı — Çağla Öner

Zaman Hırsızı
Çağla ÖnerRönesans Yayınları
Zaman Hırsızı
Çağla ÖnerToz zamanın en sadık tanığıdır Her bir zerresi unutulmuş bir anın söylenmemiş bir sözün ya da dokunulmamış bir eşyanın üzerine bir kefen gibi serilir Kerem için rahmetli dedesinin çatı katındaki çalışma odası bu tanıkların oluşturduğu bir anıt mezardı Tavan arasındaki bu küçük odanın havası kurumuş mürekkep sararmış kağıt ve naftalinin keskin kokusunun tuhaf bir karışımıyla doluydu Dışarıda modern dünyanın gürültüsü uğuldarken bu oda sanki zamanın kendisinin bile girmeye çekindiği sessizliğe hapsolmuş bir cep evrendi Kerem on yedi yaşında lise sıralarını arşınlayan hayal gücü ders kitaplarının sayfaları arasına sıkışıp kalmaktan mustarip bir gençti Büyükannesi dedenin hatıralarını bir elden geçir belki işe yarar bir şeyler bulursun dediğinde bunu sıkıcı bir hafta sonu angaryası olarak görmüştü Ancak şimdi dedesinin devasa meşe masasının başında otururken kendini bir arkeolog gibi hissediyordu Her çekmece geçmişe açılan bir kapıydı Paslı pergel takımları ucu körelmiş dolma kalemler bilinmeyen diyagramlarla dolu eskiz defterleri Dedesi emekli bir saat ustası ve tuhaf bir mucitti Komşular ona zamanı büken adam derdi Kerem ise onu sadece şefkatli elleri her zaman makine yağı kokan yaşlı bir adam olarak hatırlıyordu Tanıtım Bülteninden

Rönesans Yayınları
Toz zamanın en sadık tanığıdır Her bir zerresi unutulmuş bir anın söylenmemiş bir sözün ya da dokunulmamış bir eşyanın üzerine bir kefen gibi serilir Kerem için rahmetli dedesinin çatı katındaki çalışma odası bu tanıkların oluşturduğu bir anıt mezardı Tavan arasındaki bu küçük odanın havası kurumuş mürekkep sararmış kağıt ve naftalinin keskin kokusunun tuhaf bir karışımıyla doluydu Dışarıda modern dünyanın gürültüsü uğuldarken bu oda sanki zamanın kendisinin bile girmeye çekindiği sessizliğe hapsolmuş bir cep evrendi Kerem on yedi yaşında lise sıralarını arşınlayan hayal gücü ders kitaplarının sayfaları arasına sıkışıp kalmaktan mustarip bir gençti Büyükannesi dedenin hatıralarını bir elden geçir belki işe yarar bir şeyler bulursun dediğinde bunu sıkıcı bir hafta sonu angaryası olarak görmüştü Ancak şimdi dedesinin devasa meşe masasının başında otururken kendini bir arkeolog gibi hissediyordu Her çekmece geçmişe açılan bir kapıydı Paslı pergel takımları ucu körelmiş dolma kalemler bilinmeyen diyagramlarla dolu eskiz defterleri Dedesi emekli bir saat ustası ve tuhaf bir mucitti Komşular ona zamanı büken adam derdi Kerem ise onu sadece şefkatli elleri her zaman makine yağı kokan yaşlı bir adam olarak hatırlıyordu

Rönesans Yayınları
Toz zamanın en sadık tanığıdır Her bir zerresi unutulmuş bir anın söylenmemiş bir sözün ya da dokunulmamış bir eşyanın üzerine bir kefen gibi serilir Kerem için rahmetli dedesinin çatı katındaki çalışma odası bu tanıkların oluşturduğu bir anıt mezardı Tavan arasındaki bu küçük odanın havası kurumuş mürekkep sararmış kağıt ve naftalinin keskin kokusunun tuhaf bir karışımıyla doluydu Dışarıda modern dünyanın gürültüsü uğuldarken bu oda sanki zamanın kendisinin bile girmeye çekindiği sessizliğe hapsolmuş bir cep evrendi Kerem on yedi yaşında lise sıralarını arşınlayan hayal gücü ders kitaplarının sayfaları arasına sıkışıp kalmaktan mustarip bir gençti Büyükannesi dedenin hatıralarını bir elden geçir belki işe yarar bir şeyler bulursun dediğinde bunu sıkıcı bir hafta sonu angaryası olarak görmüştü Ancak şimdi dedesinin devasa meşe masasının başında otururken kendini bir arkeolog gibi hissediyordu Her çekmece geçmişe açılan bir kapıydı Paslı pergel takımları ucu körelmiş dolma kalemler bilinmeyen diyagramlarla dolu eskiz defterleri Dedesi emekli bir saat ustası ve tuhaf bir mucitti Komşular ona zamanı büken adam derdi Kerem ise onu sadece şefkatli elleri her zaman makine yağı kokan yaşlı bir adam olarak hatırlıyordu

Rönesans Yayınları
Toz zamanın en sadık tanığıdır Her bir zerresi unutulmuş bir anın söylenmemiş bir sözün ya da dokunulmamış bir eşyanın üzerine bir kefen gibi serilir Kerem için rahmetli dedesinin çatı katındaki çalışma odası bu tanıkların oluşturduğu bir anıt mezardı Tavan arasındaki bu küçük odanın havası kurumuş mürekkep sararmış kağıt ve naftalinin keskin kokusunun tuhaf bir karışımıyla doluydu Dışarıda modern dünyanın gürültüsü uğuldarken bu oda sanki zamanın kendisinin bile girmeye çekindiği sessizliğe hapsolmuş bir cep evrendi Kerem on yedi yaşında lise sıralarını arşınlayan hayal gücü ders kitaplarının sayfaları arasına sıkışıp kalmaktan mustarip bir gençti Büyükannesi dedenin hatıralarını bir elden geçir belki işe yarar bir şeyler bulursun dediğinde bunu sıkıcı bir hafta sonu angaryası olarak görmüştü Ancak şimdi dedesinin devasa meşe masasının başında otururken kendini bir arkeolog gibi hissediyordu Her çekmece geçmişe açılan bir kapıydı Paslı pergel takımları ucu körelmiş dolma kalemler bilinmeyen diyagramlarla dolu eskiz defterleri Dedesi emekli bir saat ustası ve tuhaf bir mucitti Komşular ona zamanı büken adam derdi Kerem ise onu sadece şefkatli elleri her zaman makine yağı kokan yaşlı bir adam olarak hatırlıyordu

Rönesans
Toz zamanın en sadık tanığıdır Her bir zerresi unutulmuş bir anın söylenmemiş bir sözün ya da dokunulmamış bir eşyanın üzerine bir kefen gibi serilir Kerem için rahmetli dedesinin çatı katındaki çalışma odası bu tanıkların oluşturduğu bir anıt mezardı Tavan arasındaki bu küçük odanın havası kurumuş mürekkep sararmış kağıt ve naftalinin keskin kokusunun tuhaf bir karışımıyla doluydu Dışarıda modern dünyanın gürültüsü uğuldarken bu oda sanki zamanın kendisinin bile girmeye çekindiği sessizliğe hapsolmuş bir cep evrendi Kerem on yedi yaşında lise sıralarını arşınlayan hayal gücü ders kitaplarının sayfaları arasına sıkışıp kalmaktan mustarip bir gençti Büyükannesi dedenin hatıralarını bir elden geçir belki işe yarar bir şeyler bulursun dediğinde bunu sıkıcı bir hafta sonu angaryası olarak görmüştü Ancak şimdi dedesinin devasa meşe masasının başında otururken kendini bir arkeolog gibi hissediyordu Her çekmece geçmişe açılan bir kapıydı Paslı pergel takımları ucu körelmiş dolma kalemler bilinmeyen diyagramlarla dolu eskiz defterleri Dedesi emekli bir saat ustası ve tuhaf bir mucitti Komşular ona zamanı büken adam derdi Kerem ise onu sadece şefkatli elleri her zaman makine yağı kokan yaşlı bir adam olarak hatırlıyordu