Zamanı Gelmiş Düşünceler — Doğu Ergil

Zamanı Gelmiş Düşünceler
Doğu ErgilGece Kitaplığı
Zamanı Gelmiş Düşünceler
Doğu Ergilİnsan deneyimi zamanı gelen bir düşünceden daha güçlü bir şey olmadığını kanıtlamıştır Zamanı gelmek bir doğum olayıdır Hiç bir doğum durdurulamaz Ancak doğanın nasıl bir hayat yaşayacağı nasıl evrileceği toplumsal şartlara bağlıdır Dünyanın kendisi bir düşüncedir Söz konusu yaradılışsa hayat ve evren bir düşünce ürünüdür Düşünceyle değişirler Bu anlamda düşünme bir eylem alanıdır Eski düşüncelere göre kurulmuş bir düzenle yenisiyle kurulacak arasında sonsuz bir mücadele vardır Devrim ve karşı devrim buyurganlık ve özgürlükçülük hep birer düşünce tarzıdır Düşünmeden yapılanlar içgüdüseldir Bütün hareket eden canlılar içgüdüyle donatılmışken sadece insan düşünme yetisine sahiptir Hayatını kurabilsin ve yönetebilsin diye Bu aynı zamanda düzen kurmaktır Düzenin en geniş tanımlanmış biçimi uygarlıktır Eğer bugün başarısız devletler diye bir kavram varsa çağdaş uygarlıkla eklemlenememiş veya bağını koparmış devletlerden söz ediyoruz Onlar toplumlarının asgari ekonomik siyasi ve hukuki ihtiyaçlarını karşılayacak yetileri kalmamış veya olmayan devletlerdir Böyle devletlerde toplumlarda düşünmek teşvik edilmez Sürüden ayrılmanın tehlikeleri vurgulanır ve farklı düşünmek cezalandırılır Teşvik edilen inanmak ve sürüye sadakattir Günümüzde topluma hala bir sürü ve onu yönetmeye çobanlık olarak bakan insanların olması şaşırtıcıdır ama vardır Onlar için düşüncenin temeli olan merak sorgulama ve kuşku birer sapmadır Düşünceyi ve düşünce eylemini yasaklayarak bu sapkınlığı durdurmak isterler Yaptıklarıyla toplumlarını biraz daha uygarlıktan soyutlarlar Düşünmek bireye mahsus bir eylemdir Düşünceye ve düşünceyi paylaşmaya konan yasaklar birey ve özne olmaya konan yasaklardır da Bu yasakların var olduğu ülkeler ne özgürleşebilir ne de gelişebilirler Tarihteki bütün buyurgan rejimlerin çökmesi bunun delilidir Ne var ki bugün de diktatörlükler var Onlar sanıldığı gibi üstün nitelikleri olan insanlarca yönetilmiyor Düşünmeyi yöneticilerine bırakmış ve onları sorgulamayan yığınların varlığından kaynaklanan bir fiili durum bu Düşünmeyi başkalarına kendilerince bir üst akla bırakmış toplumların en büyük sorunu farkında olmadıkları cehaletleridir Soru sormuyor düşünce üretmiyor yanılınca düşüncesini değiştirmiyorsa birey toplum itiraf etmediği veya fark etmediği bir cehaletin pençesindedir Bu onların en büyük sırrıdır János Komáromi Osmanlı İmparatorluğu ndaki mültecilik hayatı boyunca tuttuğu günlüklerde uluslararası diplomasi Bâb ı Âli deki elçilik faaliyetleri imparatorluğun iç yapısı ve ekonomik durumu gibi çeşitli meselelere yer vermiştir Bu bakımdan sunduğu bilgiler Osmanlı kaynaklarını tamamlayıcı niteliktedir

Gece Kitaplığı
Doğu Ergil tarafından kaleme alınan Zamanı Gelmiş Düşünceler Gece Kitaplığı eseri olarak okurlarla buluşuyor Zamanı Gelmiş Düşünceler Doğu Ergil Kitap Özeti İnsan deneyimi zamanı gelen bir düşünceden daha güçlü bir şey olmadığını kanıtlamıştır Zamanı gelmek bir doğum olayıdır Hiç bir doğum durdurulamaz Ancak doğanın nasıl bir hayat yaşayacağı nasıl evrileceği toplumsal şartlara bağlıdır Dünyanın kendisi bir düşüncedir Söz konusu yaradılışsa hayat ve evren bir düşünce ürünüdür Düşünceyle değişirler Bu anlamda düşünme bir eylem alanıdır Eski düşüncelere göre kurulmuş bir düzenle yenisiyle kurulacak arasında sonsuz bir mücadele vardır Devrim ve karşı devrim buyurganlık ve özgürlükçülük hep birer düşünce tarzıdır Düşünmeden yapılanlar içgüdüseldir Bütün hareket eden canlılar içgüdüyle donatılmışken sadece insan düşünme yetisine sahiptir Hayatını kurabilsin ve yönetebilsin diye Bu aynı zamanda düzen kurmaktır Düzenin en geniş tanımlanmış biçimi uygarlıktır Eğer bugün başarısız devletler diye bir kavram varsa çağdaş uygarlıkla eklemlenememiş veya bağını koparmış devletlerden söz ediyoruz Onlar toplumlarının asgari ekonomik siyasi ve hukuki ihtiyaçlarını karşılayacak yetileri kalmamış veya olmayan devletlerdir Böyle devletlerde toplumlarda düşünmek teşvik edilmez Sürüden ayrılmanın tehlikeleri vurgulanır ve farklı düşünmek cezalandırılır Teşvik edilen inanmak ve sürüye sadakattir Günümüzde topluma hala bir sürü ve onu yönetmeye çobanlık olarak bakan insanların olması şaşırtıcıdır ama vardır Onlar için düşüncenin temeli olan merak sorgulama ve kuşku birer sapmadır Düşünceyi ve düşünce eylemini yasaklayarak bu sapkınlığı durdurmak isterler Yaptıklarıyla toplumlarını biraz daha uygarlıktan soyutlarlar Düşünmek bireye mahsus bir eylemdir Düşünceye ve düşünceyi paylaşmaya konan yasaklar birey ve özne olmaya konan yasaklardır da Bu yasakların var olduğu ülkeler ne özgürleşebilir ne de gelişebilirler Tarihteki bütün buyurgan rejimlerin çökmesi bunun delilidir Ne var ki bugün de diktatörlükler var Onlar sanıldığı gibi üstün nitelikleri olan insanlarca yönetilmiyor Düşünmeyi yöneticilerine bırakmış ve onları sorgulamayan yığınların varlığından kaynaklanan bir fiili durum bu Düşünmeyi başkalarına kendilerince bir üst akla bırakmış toplumların en büyük sorunu farkında olmadıkları cehaletleridir Soru sormuyor düşünce üretmiyor yanılınca düşüncesini değiştirmiyorsa birey toplum itiraf etmediği veya fark etmediği bir cehaletin pençesindedir Bu onların en büyük sırrıdır János Komáromi Osmanlı İmparatorluğundaki mültecilik hayatı boyunca tuttuğu günlüklerde uluslararası diplomasi Bâb ı Âlideki elçilik faaliyetleri imparatorluğun iç yapısı ve ekonomik durumu gibi çeşitli meselelere yer vermiştir Bu bakımdan sunduğu bilgiler Osmanlı kaynaklarını tamamlayıcı niteliktedir Yayınevi Gece Kitaplığı Yazar Doğu Ergil Sayfa 254 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 00 cm Basım Yılı 2017 Barkod 9786051804316 Kategori Başvuru Kitapları

Gece Kitaplığı Yayınları
İnsan deneyimi zamanı gelen bir düşünceden daha güçlü bir şey olmadığını kanıtlamıştır Zamanı gelmek bir doğum olayıdır Hiç bir doğum durdurulamaz Ancak doğanın nasıl bir hayat yaşayacağı nasıl evrileceği toplumsal şartlara bağlıdır Dünyanın kendisi bir düşüncedir Söz konusu yaradılışsa hayat ve evren bir düşünce ürünüdür Düşünceyle değişirler Bu anlamda düşünme bir eylem alanıdır Eski düşüncelere göre kurulmuş bir düzenle yenisiyle kurulacak arasında sonsuz bir mücadele vardır Devrim ve karşı devrim buyurganlık ve özgürlükçülük hep birer düşünce tarzıdır Düşünmeden yapılanlar içgüdüseldir Bütün hareket eden canlılar içgüdüyle donatılmışken sadece insan düşünme yetisine sahiptir Hayatını kurabilsin ve yönetebilsin diye Bu aynı zamanda düzen kurmaktır Düzenin en geniş tanımlanmış biçimi uygarlıktır Eğer bugün başarısız devletler diye bir kavram varsa çağdaş uygarlıkla eklemlenememiş veya bağını koparmış devletlerden söz ediyoruz Onlar toplumlarının asgari ekonomik siyasi ve hukuki ihtiyaçlarını karşılayacak yetileri kalmamış veya olmayan devletlerdir Böyle devletlerde toplumlarda düşünmek teşvik edilmez Sürüden ayrılmanın tehlikeleri vurgulanır ve farklı düşünmek cezalandırılır Teşvik edilen inanmak ve sürüye sadakattir Günümüzde topluma hala bir sürü ve onu yönetmeye çobanlık olarak bakan insanların olması şaşırtıcıdır ama vardır Onlar için düşüncenin temeli olan merak sorgulama ve kuşku birer sapmadır Düşünceyi ve düşünce eylemini yasaklayarak bu sapkınlığı durdurmak isterler Yaptıklarıyla toplumlarını biraz daha uygarlıktan soyutlarlar Düşünmek bireye mahsus bir eylemdir Düşünceye ve düşünceyi paylaşmaya konan yasaklar birey ve özne olmaya konan yasaklardır da Bu yasakların var olduğu ülkeler ne özgürleşebilir ne de gelişebilirler Tarihteki bütün buyurgan rejimlerin çökmesi bunun delilidir Ne var ki bugün de diktatörlükler var Onlar sanıldığı gibi üstün nitelikleri olan insanlarca yönetilmiyor Düşünmeyi yöneticilerine bırakmış ve onları sorgulamayan yığınların varlığından kaynaklanan bir fiili durum bu Düşünmeyi başkalarına kendilerince bir üst akla bırakmış toplumların en büyük sorunu farkında olmadıkları cehaletleridir Soru sormuyor düşünce üretmiyor yanılınca düşüncesini değiştirmiyorsa birey toplum itiraf etmediği veya fark etmediği bir cehaletin pençesindedir Bu onların en büyük sırrıdır János Komáromi Osmanlı İmparatorluğu ndaki mültecilik hayatı boyunca tuttuğu günlüklerde uluslararası diplomasi Bâb ı Âli deki elçilik faaliyetleri imparatorluğun iç yapısı ve ekonomik durumu gibi çeşitli meselelere yer vermiştir Bu bakımdan sunduğu bilgiler Osmanlı kaynaklarını tamamlayıcı niteliktedir