Zeynel — Mehmet Ali Fırat

Zeynel
Mehmet Ali FıratKarina Kitap
Zeynel
Mehmet Ali FıratAçıklama Yüzü elleri kadar güzel olmasaydı kimse tanımazdı ki Zeynel i görmek herkese nail olmazdı Gözleri iki heybetli ırmağın söküp getirdiği dalların budakların ve sürgülerin arasında beklerdi her daim Omuzlarından kanatlarını gökyüzüne açmış kartalların heybetiyle süzülürdü Değirmenlerin taşları arasında öğütülmüş hasadın tadında kokardı bedeni Dudakları açmış ayçiçeği yüzü tütün sarısıydı Zeynel i Talo nun Bedeni uzayıp giden yollardı ağustos güneşini toplardı her mevsim Kasırgaların içinden sapasağlam çıkmış kocaman bir ev yangınların arasında dehşet saçan bir fırtınaydı varlığı Başını sallayıp içinden türkü mırıldaması sevincindendi Kavuşmak en haşin en bıçkın mevsiminin koynunda saklanmak en ulaşılmaz yollarda heba olmaktı da Zeynel e kavuşmak kimseye nasip olmazdı Onun ruhu insan eliyle pusu kurulmamış mekânlarda azat edilmişti Bu ağır ve yorgun havayı bu içini meşine saklamış mevsimi sevmesi ondandı Güneşin don tutmuş kara bir ok gibi saplandığı ceylan derisi potinlerinde kırlangıç ötüşlerini gizlediği bir günde gelmişti Gortegül e O geldiğinde yerin altına yuva kurmuş köstebekler adımlarının heybetinde gövdelerine sinmiş tarla fareleri toprağın altında dipsiz karanlıklara saklanmış tavşanlar ırmakların kuytularına kaçmış evlerin bacalarında mahmur uykulara dalmış güvercinler sağa sola kanatlanıp uçmuşlardı İnsan için Zeynel in gelmeleri tepeden tırnağa sevgi ve aşka bulanmaktı Sabırsızlıkla beklenen bu ziyaretçi ebedî ve kudretli zamandan gelerek onların mihmanı olurken bu en güzel anı yaşayan Gortegüllüler Zeynel in destanında kahraman oluyorlardı Çağların en yiğit insanı Zeynel in yanı başında huzurun ve mutluluğun ateşinde kavrulup kendileri oluyorlardı Gün boyu Zeynel ile buluşmalarında en değerli zaferlerin tadını çıkarırlardı Kaybedilmiş harplerin dehşetli kavgaların içine ansızın dalarak ateşten çemberlerin içinden çıkan dağın taşın kurdun kuşun tanıdığı Zeynel in korku bilmez boyun eğmez cengâverliğine hayrandılar Onu bir defa olsun görmek için neyi varsa feda edenlerin arayıp bulamadıkları Zeynel di Dört bir tarafa namı yayılmış Hamidiyelerin baş belası kökü kazılası kanlı yarasıydı Herkes Zeynel i anlatıyor ondan bahsediyordu Onu bilenlerin bildiklerinin az bilmeyenlerin ise bilmediklerinin fazla geldiği nurlu cemalin heybetli endamın şimşekli edanın fişekli nazarın insanı Zeynel di Görenlerin kıskançlığından ve hasetliğinden öldüğü Zeynel di

Karina Yayınevi
Yüzü elleri kadar güzel olmasaydı kimse tanımazdı ki Zeynel i görmek herkese nail olmazdı Gözleri iki heybetli ırmağın söküp getirdiği dalların budakların ve sürgülerin arasında beklerdi her daim Omuzlarından kanatlarını gökyüzüne açmış kartalların heybetiyle süzülürdü Değirmenlerin taşları arasında öğütülmüş hasadın tadında kokardı bedeni Dudakları açmış ayçiçeği yüzü tütün sarısıydı Zeynel i Talo nun Bedeni uzayıp giden yollardı ağustos güneşini toplardı her mevsim Kasırgaların içinden sapasağlam çıkmış kocaman bir ev yangınların arasında dehşet saçan bir fırtınaydı varlığı Başını sallayıp içinden türkü mırıldaması sevincindendi Kavuşmak en haşin en bıçkın mevsiminin koynunda saklanmak en ulaşılmaz yollarda heba olmaktı da Zeynel e kavuşmak kimseye nasip olmazdı Onun ruhu insan eliyle pusu kurulmamış mekânlarda azat edilmişti Bu ağır ve yorgun havayı bu içini meşine saklamış mevsimi sevmesi ondandı Güneşin don tutmuş kara bir ok gibi saplandığı ceylan derisi potinlerinde kırlangıç ötüşlerini gizlediği bir günde gelmişti Gortegül e O geldiğinde yerin altına yuva kurmuş köstebekler adımlarının heybetinde gövdelerine sinmiş tarla fareleri toprağın altında dipsiz karanlıklara saklanmış tavşanlar ırmakların kuytularına kaçmış evlerin bacalarında mahmur uykulara dalmış güvercinler sağa sola kanatlanıp uçmuşlardı İnsan için Zeynel in gelmeleri tepeden tırnağa sevgi ve aşka bulanmaktı Sabırsızlıkla beklenen bu ziyaretçi ebedî ve kudretli zamandan gelerek onların mihmanı olurken bu en güzel anı yaşayan Gortegüllüler Zeynel in destanında kahraman oluyorlardı Çağların en yiğit insanı Zeynel in yanı başında huzurun ve mutluluğun ateşinde kavrulup kendileri oluyorlardı Gün boyu Zeynel ile buluşmalarında en değerli zaferlerin tadını çıkarırlardı Kaybedilmiş harplerin dehşetli kavgaların içine ansızın dalarak ateşten çemberlerin içinden çıkan dağın taşın kurdun kuşun tanıdığı Zeynel in korku bilmez boyun eğmez cengâverliğine hayrandılar Onu bir defa olsun görmek için neyi varsa feda edenlerin arayıp bulamadıkları Zeynel di Dört bir tarafa namı yayılmış Hamidiyelerin baş belası kökü kazılası kanlı yarasıydı Herkes Zeynel i anlatıyor ondan bahsediyordu Onu bilenlerin bildiklerinin az bilmeyenlerin ise bilmediklerinin fazla geldiği nurlu cemalin heybetli endamın şimşekli edanın fişekli nazarın insanı Zeynel di Görenlerin kıskançlığından ve hasetliğinden öldüğü Zeynel di Tanıtım Bülteninden

Karina Yayınevi
Yüzü elleri kadar güzel olmasaydı kimse tanımazdı ki Zeynel i görmek herkese nail olmazdı Gözleri iki heybetli ırmağın söküp getirdiği dalların budakların ve sürgülerin arasında beklerdi her daim Omuzlarından kanatlarını gökyüzüne açmış kartalların heybetiyle süzülürdü Değirmenlerin taşları arasında öğütülmüş hasadın tadında kokardı bedeni Dudakları açmış ayçiçeği yüzü tütün sarısıydı Zeynel i Talo nun Bedeni uzayıp giden yollardı ağustos güneşini toplardı her mevsim Kasırgaların içinden sapasağlam çıkmış kocaman bir ev yangınların arasında dehşet saçan bir fırtınaydı varlığı Başını sallayıp içinden türkü mırıldaması sevincindendi Kavuşmak en haşin en bıçkın mevsiminin koynunda saklanmak en ulaşılmaz yollarda heba olmaktı da Zeynel e kavuşmak kimseye nasip olmazdı Onun ruhu insan eliyle pusu kurulmamış mekânlarda azat edilmişti Bu ağır ve yorgun havayı bu içini meşine saklamış mevsimi sevmesi ondandı Güneşin don tutmuş kara bir ok gibi saplandığı ceylan derisi potinlerinde kırlangıç ötüşlerini gizlediği bir günde gelmişti Gortegül e O geldiğinde yerin altına yuva kurmuş köstebekler adımlarının heybetinde gövdelerine sinmiş tarla fareleri toprağın altında dipsiz karanlıklara saklanmış tavşanlar ırmakların kuytularına kaçmış evlerin bacalarında mahmur uykulara dalmış güvercinler sağa sola kanatlanıp uçmuşlardı İnsan için Zeynel in gelmeleri tepeden tırnağa sevgi ve aşka bulanmaktı Sabırsızlıkla beklenen bu ziyaretçi ebedî ve kudretli zamandan gelerek onların mihmanı olurken bu en güzel anı yaşayan Gortegüllüler Zeynel in destanında kahraman oluyorlardı Çağların en yiğit insanı Zeynel in yanı başında huzurun ve mutluluğun ateşinde kavrulup kendileri oluyorlardı Gün boyu Zeynel ile buluşmalarında en değerli zaferlerin tadını çıkarırlardı Kaybedilmiş harplerin dehşetli kavgaların içine ansızın dalarak ateşten çemberlerin içinden çıkan dağın taşın kurdun kuşun tanıdığı Zeynel in korku bilmez boyun eğmez cengâverliğine hayrandılar Onu bir defa olsun görmek için neyi varsa feda edenlerin arayıp bulamadıkları Zeynel di Dört bir tarafa namı yayılmış Hamidiyelerin baş belası kökü kazılası kanlı yarasıydı Herkes Zeynel i anlatıyor ondan bahsediyordu Onu bilenlerin bildiklerinin az bilmeyenlerin ise bilmediklerinin fazla geldiği nurlu cemalin heybetli endamın şimşekli edanın fişekli nazarın insanı Zeynel di Görenlerin kıskançlığından ve hasetliğinden öldüğü Zeynel di

Karina Yayınevi
Yüzü elleri kadar güzel olmasaydı kimse tanımazdı ki Zeynel i görmek herkese nail olmazdı Gözleri iki heybetli ırmağın söküp getirdiği dalların budakların ve sürgülerin arasında beklerdi her daim Omuzlarından kanatlarını gökyüzüne açmış kartalların heybetiyle süzülürdü Değirmenlerin taşları arasında öğütülmüş hasadın tadında kokardı bedeni Dudakları açmış ayçiçeği yüzü tütün sarısıydı Zeynel i Talo nun Bedeni uzayıp giden yollardı ağustos güneşini toplardı her mevsim Kasırgaların içinden sapasağlam çıkmış kocaman bir ev yangınların arasında dehşet saçan bir fırtınaydı varlığı Başını sallayıp içinden türkü mırıldaması sevincindendi Kavuşmak en haşin en bıçkın mevsiminin koynunda saklanmak en ulaşılmaz yollarda heba olmaktı da Zeynel e kavuşmak kimseye nasip olmazdı Onun ruhu insan eliyle pusu kurulmamış mekânlarda azat edilmişti Bu ağır ve yorgun havayı bu içini meşine saklamış mevsimi sevmesi ondandı Güneşin don tutmuş kara bir ok gibi saplandığı ceylan derisi potinlerinde kırlangıç ötüşlerini gizlediği bir günde gelmişti Gortegül e O geldiğinde yerin altına yuva kurmuş köstebekler adımlarının heybetinde gövdelerine sinmiş tarla fareleri toprağın altında dipsiz karanlıklara saklanmış tavşanlar ırmakların kuytularına kaçmış evlerin bacalarında mahmur uykulara dalmış güvercinler sağa sola kanatlanıp uçmuşlardı İnsan için Zeynel in gelmeleri tepeden tırnağa sevgi ve aşka bulanmaktı Sabırsızlıkla beklenen bu ziyaretçi ebedî ve kudretli zamandan gelerek onların mihmanı olurken bu en güzel anı yaşayan Gortegüllüler Zeynel in destanında kahraman oluyorlardı Çağların en yiğit insanı Zeynel in yanı başında huzurun ve mutluluğun ateşinde kavrulup kendileri oluyorlardı Gün boyu Zeynel ile buluşmalarında en değerli zaferlerin tadını çıkarırlardı Kaybedilmiş harplerin dehşetli kavgaların içine ansızın dalarak ateşten çemberlerin içinden çıkan dağın taşın kurdun kuşun tanıdığı Zeynel in korku bilmez boyun eğmez cengâverliğine hayrandıl

Karina Yayınevi